WeCreativez WhatsApp Support
Firuzan Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?

firuzan@firuzankokten.av.tr     0 232 484 66 91

ÇOCUĞUN ANNESİNİN SOYADINI KULLANMASI

BOŞANAN ANNELER ÇOCUKLARINA KENDİ SOYADLARINI VEREBİLİR Mİ?

Av.ASLI HAN

Günümüzde eşlerin boşanmalarının ardından bazı anneler, çocuklarının eğitim hayatında ve arkadaş çevresinde yaşadıkları zorlukları bertaraf etmek amacıyla çocuklarının kendi soyadlarına geçmesi talebiyle dava açmaktadırlar. Peki bu davaların sonucunda çocuk annesinin soyadını alabilir mi?

Türk Medeni Kanunu’na göre çocuk, anne ve baba evliyse babasının, evli değillerse annesinin soyadını alır. Evliliğin boşanma ile sonuçlanması durumunda çocuğun soyadında kanunumuza göre bir değişiklik meydana gelmez ve velayet annede kalsa dahi çocuk babasının soyadını kullanmaya devam eder. Hatta babanın soyadı değişikliği davası açması durumunda soyadı değişikliği kararı ergin olmayan çocuklar üzerinde de etkili olur. 

Eşler evliliğin devamı boyunca ve evliliğin sona ermesi durumunda sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda olmalarına rağmen, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğa soyadını verme hakkının kadına verilmemesi velayet hakkının kullanılması açısından cinsiyet ayrımcılığına sebebiyet vermektedir.

2012 yılına kadar boşanan annenin çocuğuna kendi soyadını vermek istemesi talebiyle açılan davalar ilk derece mahkemelerince ve Yargıtay tarafından “velayet hakkını kazanan annenin soyadını değiştirme hakkını da kazanamayacağı, makul ve somut bir gerekçe bulunmadığı ve soyadının babadan alındığı” gerekçeleriyle reddedilmekte iken, Anayasa Mahkemesi’nin 2010/119 Esas, 2011/165 Karar, 08.12.2011 tarihli, 14.02.2012 tarihinde 28204 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile;  21.6.1934 günlü, 2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. maddesinin ikinci fıkrasının “Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır.” biçimindeki birinci cümlesi Anayasa’ya aykırı bulunarak oybirliğiyle iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, verdiği bu emsal kararının gerekçesini “Eşler, evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumdadırlar. Erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını seçme hakkının kadına tanınmaması, velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete göre ayırım yapılması sonucunu doğurur. Bu nedenle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 10. ve 41. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.” Şeklinde açıklamıştır.

Anayasa Mahkemesi, 2013/7979 başvuru numaralı bireysel başvuruda, başvurusu boşanan annenin çocuğuna kendi soyadını vermek istediği, zira çocuğun annesiyle yaşadığı, babasını görmediği ve annesiyle farklı soyadı taşımanın çocuğu psikolojik olarak kötü etkilediği fakat ilk derece mahkemesi ve temyiz incelemelerinde davasının reddedildiği gerekçeleriyle talepte bulunmuş, Anayasa Mahkemesi, kişinin başvurusunu kabul ederek ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ve velayet hakkı gibi çocuğun soyadı konusunda da anne ve babanın eşit olduğunu, aksini kabul etmenin eşitlik ilkesine de aykırı olacağını gerekçe göstermiş yargılamanın yeniden yapılmasına karar vermiştir.

Özellikle küçük yaştaki çocuklar açısından anne ile soyadının farklı olması çocukların psikolojilerinde tahribata yol açmakta, annelerin resmi kurumlarda ve başvurularda zorluklar yaşanmasına sebep olmaktadır.

Anayasa Mahkemesi tüm bu gerekçeleri gözeterek boşanma sonrası çocuğuna kendi soyadını vermek isteyen annenin talebinin reddini temelde bir hak ihlali olarak görerek boşanan annenin velayeti alması durumunda isterse çocuğuna kendi soyadını verebileceğine hükmetmiştir. Kararda uluslar arası sözleşme hükümleri de hatırlatılarak eşlerin evliliğin devamında olduğu gibi evliliğin bitmesinden sonra da eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğu vurgulanmıştır.

Kayseri 1. Aile Mahkemesi’nde açılan davada bir anne ortak çocuğun maddi manevi tüm ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını, babanın çocukla görüşmediğini, kişisel ilişki günlerinde dahi çocuğun babayla ilişki kuramadığını, bundan sonraki yaşamını kendisiyle geçirecek olan çocuğun soyadı farklılığının yaratacağı zorluklar da dikkate alındığında kendi kızlık soyadını taşımasının yararına olacağını ileri sürmüş fakat mahkeme tarafından soyadının yalnızca bir hak değil aynı zamanda soy bağını ilgilendiren ve eşitlikten önce çocuğun üstün yararının düşünülmesini gerektiren bir konu olduğunu, evlilik birliği içinde doğan çocuğun ailenin yani babanın soyadını taşıyacağını, boşanma veya ölüm üzerine velayetin annede olmasının soyadında herhangi bir değişikliğe sebep olamayacağını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir. İstinaf mahkemesi tarafından da ilk derece mahkemesinin kararında yanlışlık bulunmayarak kararın onanmasının üzerine konu Yargıtay’a taşınmış ve Yargıtay’dan emsal niteliğinde bir karar gelmiştir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 2017/1097 Esas, 2018/12772 Karar ve 12.11.2018 kararı, çocuğun üstün yararının dikkate alınması konusunda annenin hiçbir gerekçe göstermeyerek sadece velayet sahibi olduğu iddiasıyla çocuğa kendi kızlık soyadını veremeyeceği fakat velayet hakkına sahip olan annenin haklı gerekçeler sunması halinde eşitlik gereği çocuğun soyadını değiştirebileceği kararı verilmiştir. Bu bağlamda çocuğunu görmeyen, kişisel ilişki kuracağı günlerde dahi gelmeyen, maddi manevi hiçbir şekilde anneye destek olmayan ve çocukla bir bağı bulunmayan babaya karşın çocuğun yanında büyüyeceği annenin kızlık soyadını almasının çocuğun ruhsal sağlığı açısından gerekli olduğu ve aksine üstün yararının bulunduğu gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin hükmünün bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay tarafından Anayasa Mahkemesi kararlarına da atıf yapılmış, her somut olayda çocuğun menfaatlerinin gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay tarafından verilen kararlar doğrultusunda, velayet hakkına sahip olan, haklı gerekçeleri bulunan, çocuğun gelişimi bakımından annesiyle aynı soyadını taşıması çocuğun üstün yararına ise artık boşanmış anneler de çocuklarının soyadları konusunda hak sahibi olabilecek ve çocuklarının kendi kızlık soyadlarını taşımaları talepli dava açabileceklerdir. Zira ayrımcılık yasağı ve eşitlik ilkeleri de bunu gerektirmektedir. Dikkat edilmesi gereken tek nokta, annenin sadece velayet hakkı sahibi olmasının çocuğa kızlık soyadını vermesine yeterli olmayacağıdır. Somut olayın özellikleri, çocuğun babayla olan ilişkisi, çocuğun gelişimi açısından üstün yararı gibi hususlar gözetilecek ve Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın emsal kararları da dikkate alınarak bir karar verilecektir.