WeCreativez WhatsApp Support
Firuzan Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?

firuzan@firuzankokten.av.tr     0 232 484 66 91

Tag : İŞ KAZASI

SGK’DAN İŞ KAZASI ve MESLEK HASTALIĞI MAAŞI ALMA ŞARTLARI

İş kazası, iş kazası sonucu Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından maaş alma şartları, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu tarafından belirlenmiştir. İş kazaları ve Meslek Hastalıkları için 5510 sayılı Kanunda SGK tarafından sigortalılara/ölümü halinde hak sahiplerine maaş bağlanması mümkündür.

SGK Sağlık Kurulları tarafından onaylanan Sürekli İş göremezlik Raporları, iş kazası geçiren ya da meslek hastalığına yakalanmış olan sigortalılar için hazırlanan rapordur. İş kazası geçirmiş olan sigortalılar, SGK tarafından yapılan sevkler sonucu tam teşekküllü hastanelerden iş göremezlik oranı %10 ve üzerinde olması halinde  iş göremezlik raporu almaya hak kazanmaktadır. Meslek hastalığına yakalandığı tespit edilen sigortalılar içinde sürekli iş göremezlik raporları düzenlenmektedir. Bunun dışında iş kazası geçiren/meslek hastalığına yakalanan sigortalıların  tedavi masrafları da Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır. İş kazasına/Meslek Hastalığına  yol açan unsurlar,  işveren veya üçüncü kişilerin kusurları sebebiyle meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı/hak sahipleri,  İş Mahkemelerinde açacakları destekten yoksun kalma/maddi ve manevi tazminat davası açabilirler.

SGK’dan İş Kazası /Meslek Hastalığı sonucunda Sürekli İş Göremezlik Geliri (Maaşı) Alma Şartları Nelerdir?

İş Kazası/Meslek Hastalığı sonucunda Sürekli İş Göremezlik   Geliri (maaşı) alma koşulları 5510 sayılı Kanunda  belirlenmiştir. Bu şartların yerine getirilmesi koşulu ile SGK tarafından maaş ödemeleri yapılmaktadır. Şartların uygun olması için güç kaybının devlet hastaneleri/üniversite hastaneleri tarafından tespit edilmesi ve SGK’nın Sağlık Kurulları tarafından onaylanarak iş göremezlik oranının belirlenmesi gerekmektedir.

Sigortalıların/Hak sahiplerinin SGK’ya başvurarak İş kazası/ Meslek hastalığı maaşı almak için aşağıdaki şartları yerine getirmesi gerekmektedir:

Sigortalıların 5510 sayılı Kanununa göre İş kazası geçirmesi ya da Meslek hastalığına yakalanması gerekmektedir.

Sürekli İş Göremezlik Oranının geçirilen iş kazası yada meslek hastalığı sonucu en az %10 olması gerekmektedir.

İş kazası/Meslek hastalığı sonucunda sürekli iş göremezlik aylığı  alabilmek için kişilerin sigortalı şekilde çalışması yeterli değildir.Belirli bir sigortalılık süresi gerekmemektedir.

İş Kazası/Meslek Hastalığı Maaşı(Sürekli İş Göremezlik Geliri) Hesaplaması Nasıl Yapılır?

İş kazası maaş hesaplama işlemleri yaparken, ilk olarak sigortalının geriye doğru üç ay  sigorta primine esas kazancı  hesaplanmaktadır. İş kazası kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilecek olan maaşın hesaplanması için iş gücü kaybı oranı ve sigortalının kusuru  da dikkate alınmaktadır. Bu detaylara göre yapılan hesaplamalardaki son tutarlar ise kişinin aylık kazancının yüzde 70’i olarak hesaplanmaktadır. İş kazası sebebiyle bakıma muhtaç duruma gelmiş olan sigortalılar için bu oran yüzde 100’e çıkabilmektedir.

İş Kazası Maaş Başvurusunda Gereken Belgeler Nelerdir?

İş kazasında maaş başvuru belgeleri eksiksiz olarak teslim edilmelidir. Aksi durumlarda başvuru süresi uzayacaktır. İş kazası ve meslek hastalığı maaşı alma şartları ve gereken belgeler ise:

1-Sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması gerekmez.

2- İş yerini kapatması veya devretmesi şartı aranmaz.

3- Örneği Sosyal Güvenlik Kurumunca hazırlanan tahsis talep dilekçesi ile ilgili Sosyal Güvenlik Merkezine  başvurulması yeterlidir.
4- Tahsis talep dilekçesine, sigortalının bir adet belgelik fotoğrafı eklenir.
5- 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara, sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur. Ancak, gelir başlangıç tarihinde Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile belirlenen, muhasebe kayıtlarından çıkarılacak tutarlar ve tahsil edilmeyecek alacaklara ilişkin miktar ve bu miktarın altında borcu olanların gelirleri gelir başlangıç tarihi itibariyle bağlanarak borçları ilk gelirlerinden kesilerek tahsil edilir.
6- Sürekli iş göremezlik durumunun tespiti için Kurum Sağlık Kuruluna gönderilecek belgeler arasında, varsa ilk işe giriş sağlık raporu, iş kazası ve meslek hastalığı bildirim belgesi, olayın Kanuna göre iş kazası olup olmadığı veya sigortalının meslek hastalığına yakalandığı işyerine ait çalışma şartlarını net olarak belirtir soruşturma raporu ve tutanaklar ile mahkemelerce iş kazası veya meslek hastalığı olduğunun kabul edildiğine dair belgeler, çalışır veya çalışamaz raporu, geçici iş göremezlik ödeneği belgesi, iş kazasından sonra veya meslek hastalığının tedavisi için başvurduğu hastanelerden alınan epikrizler ile tedavisi tamamlanıp bulguları sekel hâlini aldıktan sonra, son durumunu gösterir sağlık kurulu raporu ve dayanağı tüm belgeler bulunur.

Başvurular online olarak ya da bizzat Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yaparak yapılabilmektedir. Meslek hastalığı ya da iş kazası maaşı almak için kişinin durumunun devlet hastaneleri tarafından tespit edilmiş olması gerekmektedir.

Sürekli İş Göremezliğin Çeşitleri

Sürekli iş göremezlik ikiye ayrılır. Bunlar, tam ve kısmi iş göremezliktir. Tam iş göremezlik, sigortalının mesleğinde hiç çalışamaması durumunu anlatır. Bir başka deyişle, tam iş göremez durumundaki sigortalının meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı % 100’dür.

Başvuru süreci hakkında sorgulama yapmak için e-Devlet sistemi üzerinden online olarak bilgilere ulaşmak da mümkündür.

SGK’ya bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında öncelikle SGK’nın ilgili ünitesince karar verilmektedir. Ancak, SGK’nın ilgili ünitesince karar verilemeyen, malûliyet veya ölümle neticelenen iş kazaları ile meslek hastalıkları SGK müfettişleri veya Bakanlık iş müfettişlerince soruşturulur.

4/a (eski SSK’lı) sigortalısının çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının SGK’ca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenir. Bu durumda, SGK’ca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilmektedir.

Sürekli iş göremezlik geliri alan bir kişi herhangi bir işte çalışması durumda geliri kesilmekte midir ?

Sürekli iş göremezlik geliri alan bir kişinin herhangi işte çalışması durumunda geliri kesilmemektedir. Sürekli iş göremezlik geliri alan kişi tekrar çalışabilmekte ve bu almakta olduğu geliri de almaya devam etmektedir.

4/a (eski SSK’lı) sigortalısının çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının SGK’ca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenir. Bu durumda, SGK’ca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilmektedir.

4/a (eski SSK’lı) sigortalısının çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının SGK’ca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenir. Bu durumda, SGK’ca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilmektedir.

4/b (eski Bağ-Kur’lu) kapsamında iş kazası veya meslek hastalığı ya da analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenmektedir.

İş Göremezlik Rapor Parası Nereden Sorgulanır?

İş göremezlik rapor parası sorgulama işlemleri için e-Devlet sistemine giriş yapılması gerekmektedir. Sorgulama yapabilmek için:

llk olarak turkiye.gov.tr adresine giriş yapılması gerekmektedir.

Sisteme giriş yapmak için PTT şubesinden 2 TL karşılığında E-devlet şifresi satın almak mümkündür.

Sisteme giriş yaptıktan sonra sayfanın ortasında bulunan arama kısmına ‘’İş Göremezlik Raporu’’ yazmak gerekmektedir.

Çıkan sayfa üzerinden sorgulama işlemleri kolayca yapılmaktadır.

İş Göremezlik Rapor Parası Almak için Şartlar Nelerdir?

İş göremezlik maaşı şartları SGK tarafından belirlenmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenmiş olan iş kazası ve meslek hastalığı maaşı alma şartları:

TC vatandaşı olmak gerekmektedir.

Reşit olmak (18 yaşını doldurmak) gerekmektedir.

Devlet hastanesinden sağlık raporu almak gerekmektedir.

SGK kapsamında çalışıyor olmak gerekmektedir.

İŞ KAZASI

SORULARLA İŞ KAZASI UYGULAMASI

SORU 1-İş kazası hükümleri hangi çalışma statülerini kapsamaktadır. ?
CEVAP 1-İş kazasına ilişkin hükümler, zorunlu çalışma kapsamında sadece 4/a (eski SSK’lı) ve 4/b (eski Bağ-Kur’lu) kapsamındaki sigortalılar için uygulanmakta olup, dolayısıyla 4/c (eski Emekli Sandığı) kapsamında olanlar için uygulanmamaktadır.

SORU 2-4/a sigortalıları için bir olayın iş kazası olup olmadığının değerlendirilebilmesi için gerekli koşullar nelerdir ?
CEVAP 2-Bir olayın iş kazası sayılması için;
☺ Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
☺ İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle ,
☺ Çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
☺ Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
☺ Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay olarak öngörülmüştür.
Bu hal ve durumlardan bir tanesinin bulunmaması durumunda meydana gelen bir olayın iş kazası olarak nitelenmesi mümkün bulunmamakta olup, iş yerinde her meydana gelen olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

SORU 3-4/b sigortalıları için bir olayın iş kazası olup olmadığının değerlendirilebilmesi için gerekli koşullar nelerdir ?
CEVAP 3-Bir olayın iş kazası sayılması için;
☺ Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
☺ Yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay olarak öngörülmüştür.
SORU 4-4/a sigortalılari için iş kazasi bildiriminin esasları nelerdir?
CEVAP 4-4/a kapsamında çalışanlar için iş kazası eğer işverenin kontrolü altındaki bir yerde meydana gelmişse kazanın işveren tarafından o yer yetkili kolluk kuvvetlerine (Jandarma, Polis Karakolu) derhal, iş kazası eğer işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmişse, işveren tarafından kazanın öğrenildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde SGK il müdürlüğü/merkezlerine bildirilmesi gerekmektedir.

SORU 5-4/a sigortalılari için iş kazası bildiriminin süresinde yapılamaması durumunda ne gibi müeyyideler söz konusudur ?
CEVAP 5-Belirtilen sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirimin Kuruma yapıldığı tarihe kadar sigortalıya SGK’ca yapılan masraflar ve ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği SGK’ca işverenden tahsil edilmektedir.

SORU 6-4/b sigortalıları için iş kazası bildiriminin esasları nelerdir?
CEVAP 6-İş kazası 4/b sigortalısının kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde SGK il müdürlüğü/merkezlerine bildirilmesi gerekmektedir.

SORU 7-4/b sigortalıları için iş kazası bildiriminin süresinde yapuılamaması durumunda ne gibi müeyyideler söz konusudur ?
CEVAP 7-Belirtilen sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirimin SGK’ya yapıldığı tarihe kadar sigortalıya SGK’ca yapılan nasraflar ve ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği SGK’ca sigortalının kendisinden tahsil edilmektedir.
SORU 8– Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz çalışanlar için iş kazası bildiriminin esaslari nelerdir ?
CEVAP 8-Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalıların iş kazası geçirmeleri halinde, kendileri veya işverenleri tarafından kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya da en geç üç iş günü içinde, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Ek: 7’sinde yer alan iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesini vermekle yükümlü olanlar tarafından e-sigorta ile SGK’ya bildirilmesi veya doğrudan ya da posta yoluyla ilgili SGK’ya gönderilmesi gerekmektedir.

SORU 9–Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz çalışanlar için iş kazasının süresinde bildirilmemesi halinde hangi müeyyideler uygulanmaktadir ?
CEVAP 9-Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverenden, SGK’ca bu olayla ilgili yapılmış bulunan tedavi giderleri, yol gideri, gündelik, refakatçi giderleri ve diğer harcamalar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödeneği tahsil edilmektedir.

SORU 10- İş kazası vakaları SGK’ya nasıl bildirilmektedir ?
CEVAP 10-İş kazası vakaları işveren veya 4/b sigortalıları tarafından, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Ek:7’sinde yer alan “İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesi”ni e-sigortayla SGK’ya bildirilmesi veya doğrudan ya da posta yoluyla SGK’nın ilgili birimine gönderilmek zorunluluğu bulunmaktadır.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu’na www.sgk.gov.tr adresinden, “E-SGK”/ “Diğer Uygulamalar”/ “Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi” alt menüsünden “Hizmet Akdi İle Çalışanlar” başlığı altındaki “İşveren Bildirim İşlemleri” ekranından ulaşılabilmektedir.
4/b bendi kapsamında sigortalı sayılanların işyeri sicil numarası olmaması nedeniyle elektronik ortamda yapılamayan bildirimler ile elektronik alt yapının olmadığı yerlerde meydana gelen vakalara ilişkin bildirimler kağıt ortamında yapılmaya devam etmektedir.

SORU 11-İş kazalarının soruşturulması nasıl ve kimler tarafindan yapılmaktadır ?
CEVAP 11-SGK’ya bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında öncelikle SGK’nın ilgili ünitesince oluşturulan komsiyonca karar verilmektedir. Ancak, SGK’nın ilgili ünitesince karar verilemeyen, malûliyet veya ölümle neticelenen iş kazaları ile meslek hastalıkları SGK’nın elamanlarınca veya Bakanlık iş müfettişlerince soruşturulur.
Ayrıca, SGK’nın ilgili ünitesi komisyonunca iş kazası olduğuna karar verilen iş kazasında sorumluların tespit oranlarının belirlenmesi için konu SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına intikal ettirilmektedir.

SORU 12-SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca iş kazaları soruşturmaları nasıl yürütülmektedir ?

CEVAP 12-Müfettişe verilen soruşturmalar çerçevesinde, işyerinden ya da 4/b sigortalısından kazanın olduğu tarihten önceki dört aylık işyeri veya sigortalı kayıtları (mali defterler, ücret tediye bordroları, işe giriş ve çıkış bildirgeleri, iş kazası bildirimi vb…) istenmekte ve bunların 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre çekilen tebligatlarla işveren veya sigortalı tarafından 15 gün içinde Müfettişe ibrazı gerekmektedir.

Diğer yandan, 4857 sayılı İş Kanunu ve 2013 yılından sonraki iş kazaları için de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve alt mevzuatı gereğince iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olarak kayıtlar da incelemeye dahil edilmektedir.

SGK Müfettişlerince, gerektiğinde meydana gelen kazayla ilgili olarak işyeri sahibi veya yetkilisi, sigortalı ve diğer tanık beyanlarına başvurabilmektedir.

Yapılan tüm incelemeler sonucunda, SGK Müfettişlerince rapor düzenlemekte ve düzenlenen raporda meydana gelen iş kazasında işveren, sigortalı ve varsa üçüncü kişilerin sorumlulukları “yüzde” olarak belirtilmekte ve belirlenen sorumluluk oranlarına göre SGK tarafından kaza geçiren sigortalıya yapılmış ve yapılacak olan masraflar ilgililerden kusur oranlarına göre tahsil edilmektedir.

SORU 13-SGK tarafından kusurlu ilgililere (işveren-sigortalı-üçüncü kişi) rücu edilen masraflara itiraz hakkı var mıdır ?

CEVAP 13-Vardır. İlgililer kazanın meydana geldiği iş mahkemelerine dava açarak itiraz edebilirler.

Zira, rücu edilen miktarlar yüksek olduğundan özellikle işverenlerin hemen hemen tamamı dava yoluna gitmektedirler.

SORU 14-İş kazası sigortasından sağlanan haklar nelerdir ?
CEVAP 14-İş kazası sigortasından sağlanan haklar;
☺ Sigortalıya geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi,
☺ Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması,
☺ İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması,
☺ Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,
☺ İş kazası sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi,
olarak belirlenmiştir.

SORU 15-İş kazası için geçici iş göremezlik ödeneği hangi şartlarda verilmektedir ?
CEVAP 15-İş kazasında, geçici iş göremezlik ödeneği verilebilmesi için sigortalının hastalık sigortası kolunda olduğu gibi belirli bir süre çalışmış ve prim ödemiş olması şartı aranmamaktadır.
Sigortalı olarak işe başlayan bir işçi işe başladığının birinci günü dahi iş kazasına maruz kalması durumunda sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.
Bu çerçevede, SGK’ca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.

SORU 16-iş kazası geçiren kişiler, sigortalı olarak SGK’ya bildirilmemişse hangi müeyyideler uygulanmaktadır ?
CEVAP 16-4/a sigortalısının çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının SGK’ca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenir. Bu durumda, SGK’ca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, 5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilmektedir.
4/b sigortalılık kapsamında sigortalı olduğu halde belirlenen süre içerisinde bildirimde bulunmayanlara, bildirimde bulunulmayan sürede meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenmemektedir.

SORU 17-İş kazasında üçüncü kişilerin sorumluluğu varsa bunlar için hangi işlemler uygulanmaktadır ?
CEVAP 17-Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü hâlinde hak sahiplerine, bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, SGK’ca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilmektedir.

SORU 18-İş kazasında borcu olan 4/b kapsaminda geçici iş göremezlik ödeneği verilmekte midir ?
CEVAP 18-4/b kapsamında iş kazası veya meslek hastalığı ya da analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenmektedir.
SORU 19-Geçici iş göremezlik ödeneği nasıl hesaplanmaktadır ?
CEVAP 19-İş kazası halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde sigortalının günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisi olarak hesaplanır.
Ödeneğin miktarı için öncelikle son üç aylık kazançlarının ortalaması alınarak günlük kazancı bulunmakta ve hesaplama buna göre yapılmaktadır.
Bir sigortalıda aynı dönem için iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinden birkaçı birleşirse, geçici iş göremezlik ödeneklerinden en yükseği verilmektedir.

SORU 20-Geçici iş göremezlik durumu nedeniyle sigortalıya verilecek istirahat raporu nereden alınmaktadır ?
CEVAP 20-İstirahat raporlarının SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi şarttır. Bu nedenle, SGK ile sözleşmeli sağlık tesislerinin bilinmesi gerekmektedir.

SORU 21-Geçici iş göremezlik ödenekleri için SGK ile sözleşmesi bulunmayan sağlık tesislerinden rapor alınması durumunda hangi işlemler yapılmaktadır ?
CEVAP 21-SGK ile sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi 10 günü geçmeyen raporlar, SGK ile sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu hekimi tarafından, 10 günü aşan raporlar ise SGK ile sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde ancak geçerli sayılmaktadır.
Aksi halde alınan bu şekilde alınan raporlar geçerli sayılmamaktadır.

SORU 22-Geçici iş göremezlik ödenekleri için ayaktan tedavilerde en fazla kaç gün istirahat raporu verilebilmektedir ?
CEVAP 22-Ayaktan tedavilerde sigortalıya tek hekim raporu ile bir defada en çok 10 gün istirahat verilebilmektedir.
İstirahat sonrasında kontrol muayenesi raporda belirtilmiş ise toplam süre 20 günü geçmemek kaydıyla istirahat uzatılabilmektedir.
20 günü aşan istirahat raporları ise sağlık kurulunca verilmektedir.

SORU 23-Geçici iş göremezlik ödenekleri için en fazla ne kadar süreyle rapor verilebilmektedir ?
CEVAP 23-Sağlık kurulunun ilk vereceği istirahat süresi sigortalının tedavi altına alındığı tarihten başlamak üzere altı ayı geçememektedir.
Tedaviye devam edilmesi hâlinde malullük hâlinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği sağlık kurulu raporu ile tespit edilirse bu süre uzatılabilmekte ve buna sağlık kurulunca karar verilmektedir.

SORU 24-Geçici iş göremezlik ödenekleri için işyeri hekimler en fazla ne kadar süreyle rapor verebilmektedir ?
CEVAP 24-Bunun için öncelikle işyeri hekiminin ilgili Bakanlıkça yetkilendirilmiş olması gerekmektedir. Yani işyeri hekiminin SGK’dan yetki belge alması gerekmektedir.
SGK’ca yetki tanınan işyeri hekimi bir kerede en fazla iki gün istirahat raporu verebilmektedir.
SORU 25–Alınan istirahat raporları SGK’ya nasıl gönderilmektedir ?
CEVAP 25- SGK’ca yetkilendirilen tek hekim veya sağlık kurulu tarafından verilecek istirahatler, örneği SGK’ca belirlenen belge ile elektronik ortamda SGK’ya gönderilmektedir. Gönderilen bu belge, işverence de görüntülenebildiğinden, çalışılmadığına dair bildirimin SGK’ya gönderilmesi için yapılan tebligat yerine geçmektedir.
Buna göre SGK’ca yetkilendirilmeyen sağlık tesislerince gönderilen raporların ayrıca onaylanması ve kağıt ortamında SGK’ya ibrazı gerekmektedir.

SORU 26-Geçici iş göremezlik ödenekleri nasıl ödenmektedir ?
CEVAP 26-Geçici iş göremezlik ödeneği, buna ilişkin belge veya bilgilerin Kuruma intikalini takip eden yedi iş günü içinde geçmiş süreler için sigortalıların kendilerine, kanunî temsilcilerine, vekillerine veya sigortalının banka hesap numarasına ya da PTT Bank Şubelerine ödenmesi hususunda SGK yetkilili kılınmıştır. Ancak, 10 günü aşan istirahat sürelerinde ödemeler, asgari on günlük tutar kadar yapılmaktadır.

Geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenmesi esnasında 4/a kapsamındaki sigortalının; bir veya birden fazla işyerinde çalışan sigortalının istirahatli olduğu dönemde işverenleri tarafından işyerlerinde çalışıp çalışmadığı, kazanç hesabına giren döneme ilişkin aylarda, prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler, sağlık hizmet sunucusuna müracaat ettiği/istirahatın başladığı tarih itibarıyla prim ödeme hâlinin devam edip etmediği işveren tarafından SGK’ya elektronik ortamda bildirilir.

Sigortalının, geçici iş göremezlik ödeneği almasına esas istirahat raporu süresi içinde, sigortalılık hâlinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde istirahat süresince geçici iş göremezlik ödeneği ödenmeye devam edilmektedir.
4/b kapsamındaki sigortalılardan istirahat raporlarıyla birlikte, istirahatli olduğu dönemde işyerinde çalışmadığına dair yazılı veya elektronik ortamda beyanı istenmekte, bunların dışında bilgi ve belge istenmemektedir.

SORU 27-Sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanma koşulları nelerdir ?
CEVAP 27-İş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle SGK’ca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden SGK Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az yüzde 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanmaktadır.
Bu nedenle sağlık kurumlarından alınan raporlardaki meslekte kazanma gücü oranlarına göre doğrudan işlem yapılmamakta, bu oranların ayrıca SGK Sağlık Kurulunca onaylanması gerekmektedir. Bu onaylamada, meslekte kazanma gücü kaybının en az yüzde 10 olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

SORU 28–Sürekli iş göremezlik gelirine müracaat için çalışmama şartı aranmakta midir ?
CEVAP 28-Sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması, iş yerini kapatması veya devretmesi şartı aranmamaktadır.

SORU 29-Sürekli iş göremezlik geliri nasıl hesaplanmaktadır ?
CEVAP 29-Sürekli iş göremezlik geliri, kişinin son üç aydaki kazançları dikkate alınarak mesleğinde kazanma gücünün kaybı oranına göre hesaplanmaktadır.
Sürekli tam iş göremezlikte sigortalıya, sigortalının aylık kazancının yüzde 70’i oranında sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır.
Sürekli kısmî iş göremezlikte sigortalıya bağlanacak gelir, tam iş göremezlik geliri gibi hesaplanarak bunun iş göremezlik derecesi oranındaki tutarı kendisine ödenmektedir.
Örneğin, meslekte kazanma gücü kaybı % 40 olan bir sigortalıya “Kazanç X % 40 X % 70” hesaplamasıyla gelir bağlanmaktadır.

SORU 30-İş kazası geçiren kişinin başka birinin sürekli bakımına muhtaç olması durumunda sürekli iş göremezlik gelirinin hesaplanmasında farklılık var mıdır ?
CEVAP 30-Sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise gelir bağlama oranı % 100 olarak uygulanmaktadır.
Dolayısıyla kişiye daha yüksek miktarda gelir bağlanır.
Örneğin, başkasının bakımına muhtaç ve meslekte kazanma gücü kaybı % 55 olarak tespit edilen kişiye, “Kazanç X % 100 X % 55” hesaplamasıyla gelir bağlanmaktadır.

SORU 31-Sürekli iş göremezlik geliri alan bir kişi herhangi bir işte çalışması durumda geliri kesilmekte midir ?
CEVAP 31-Sürekli iş göremezlik geliri alan bir kişinin herhangi işte çalışması durumunda geliri kesilmemektedir.
Sürekli iş göremezlik geliri alan kişi tekrar çalışabilmekte ve bu almakta olduğu geliri de almaya devam etmektedir.

SORU 32-İş kazası geçiren veya iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalıların yakınlarina gelir intikal etmekte midir ?
CEVAP 32-Bu durumlarda bulunan kişilerin ölümü halinde 5510 sayılı Kanuna göre gerekli şartları taşımaları halinde eşine, çocuklarına ve anne-babasına geliri intikal ettirilerek paylaştırılmaktadır.
İntikal eden bu gelire “ölüm geliri” denilmektedir.

SORU 33-İş göremezlik geliri almakta iken ölen her sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanmakta mıdır ?
CEVAP 33-1/10/2008 tarihine kadar sürekli iş göremezlik derecesi yüzde 50’nin üzerinde olanların hak sahiplerine doğrudan, yüzde 50’nin altında olanların hak sahiplerine de “ölümün iş kazasından kaynaklandığı”nın tespiti halinde ancak gelir bağlanmakta idi.
Bu tarihte yürürlüğe giren düzenlemeyle iş göremezlik derecesi yüzde 50’in altında olanlara da herhangi araştırma yapılmadan (daha doğrusu ölümün iş kazasına bağlı olup olmadığına bakılmaksızın) gelir bağlanması imkanı getirilmiştir.

SORU 34-Prim borcu bulunan 4/b sigortalılarına gelir bağlanmakta midir ?
CEVAP 34-4/b kapsamındaki sigortalılara, sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.
Borçlar ödenmeden sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanması mümkün değildir.

SORU 35-Sürekli iş göremezlik geliri sigortalıya ne zaman ödenmeye başlamaktadır ?
CEVAP 35-Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri;
☺ Geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi,
☺Geçici iş göremezlik tespit edilemeden sürekli iş göremezlik durumuna girilmişse, buna ait SGK’ca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporun tarihini,
takip eden aydan başlamaktadır.

SORU 36-Sürekli iş göremezlik geliri sigortalıya devamlı verilmekte midir ?
CEVAP 36-Sürekli iş göremezlik geliri alan kişi için SGK Sağlık Kurulunca belli periyotlarda kontrol muayenesi şerhi konulmuşsa, belirtilen periyotlarda yapılan kontrol muayenesi sonucu sürekli iş göremezlik durumunun kalktığının anlaşılması halinde, geliri yeni durumuna esas tutulan raporun tarihini takip eden ödeme dönemi başından kesilmektedir.
Dolayısıyla, bu gelir her zaman için sürekli niteliğinde değildir.
Ancak, rapor süreklilik niteliği taşımakta ise kontrol muayenesi de söz konusu olmaksızın kişi bu geliri sürekli olarak almaya devam etmektedir.

SORU 37-İş kazası sonucu ölen sigortalılar adına cenaze ödeneği verilmekte midir ?
CEVAP 37-Cenaze ödeneği, iş kazası veya sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalının yalınlarına SGK Yönetim Kurulunca belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden cenaze ödeneği ödenmektedir.
Cenaze ödeneği, sırasıyla sigortalının eşine, yoksa çocuklarına, o da yoksa ana babasına, o da yoksa kardeşlerine verilmektedir.
Cenaze ödeneğinin yukarıda sayılanlara ödenememesi ve sigortalının cenazesinin gerçek veya tüzel kişiler tarafından kaldırılması durumunda, üçüncü fıkrada belirtilen tutarı geçmemek üzere belgelere dayanan masraflar, masrafı yapan gerçek veya tüzel kişilere ödenmektedir.

SORU 38-Cenaze ödeneğini almak için nereye başvuru yapılması gerekmektedir ?
CEVAP 38-Bu ödeneğin alınması için hak sahiplerince ölüm tarihini belirten bir dilekçe ile sosyal güvenlik il/merkezine başvurulması, ölüm tarihi nüfusa işlenmemişse ilgili makamlarca düzenlenen ölüm belgesinin SGK’ya verilmesi gerekmektedir.

SORU 39-İş kazasına ilişkin işlemlerde zamanaşımı nasıl uygulanmaktadır ?
CEVAP 39-İş kazaları sigorta kollarından geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm geliri, ölüm geliri evlenme yardımı, cenaze ödeneği kazanılan haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşmektedir.
Burada zamanaşımı değil hak düşürücü süre işlemekte olup, söz konusu haklar beş yıl içinde istenilmezse, bunların bir daha ödenmesine imkan bulunmamaktadır.

İŞ KAZASI

SORULARLA İŞ KAZASI UYGULAMASI

SORU 1-İş kazası hükümleri hangi çalışma statülerini kapsamaktadır. ?
CEVAP 1-İş kazasına ilişkin hükümler, zorunlu çalışma kapsamında sadece 4/a (eski SSK’lı) ve 4/b (eski Bağ-Kur’lu) kapsamındaki sigortalılar için uygulanmakta olup, dolayısıyla 4/c (eski Emekli Sandığı) kapsamında olanlar için uygulanmamaktadır.

SORU 2-4/a sigortalıları için bir olayın iş kazası olup olmadığının değerlendirilebilmesi için gerekli koşullar nelerdir ?
CEVAP 2-Bir olayın iş kazası sayılması için;
☺ Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
☺ İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle ,
☺ Çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
☺ Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
☺ Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay olarak öngörülmüştür.
Bu hal ve durumlardan bir tanesinin bulunmaması durumunda meydana gelen bir olayın iş kazası olarak nitelenmesi mümkün bulunmamakta olup, iş yerinde her meydana gelen olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

SORU 3-4/b sigortalıları için bir olayın iş kazası olup olmadığının değerlendirilebilmesi için gerekli koşullar nelerdir ?
CEVAP 3-Bir olayın iş kazası sayılması için;
☺ Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
☺ Yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay olarak öngörülmüştür.
SORU 4-4/a sigortalılari için iş kazasi bildiriminin esasları nelerdir?
CEVAP 4-4/a kapsamında çalışanlar için iş kazası eğer işverenin kontrolü altındaki bir yerde meydana gelmişse kazanın işveren tarafından o yer yetkili kolluk kuvvetlerine (Jandarma, Polis Karakolu) derhal, iş kazası eğer işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmişse, işveren tarafından kazanın öğrenildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde SGK il müdürlüğü/merkezlerine bildirilmesi gerekmektedir.

SORU 5-4/a sigortalılari için iş kazası bildiriminin süresinde yapılamaması durumunda ne gibi müeyyideler söz konusudur ?
CEVAP 5-Belirtilen sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirimin Kuruma yapıldığı tarihe kadar sigortalıya SGK’ca yapılan masraflar ve ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği SGK’ca işverenden tahsil edilmektedir.

SORU 6-4/b sigortalıları için iş kazası bildiriminin esasları nelerdir?
CEVAP 6-İş kazası 4/b sigortalısının kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde SGK il müdürlüğü/merkezlerine bildirilmesi gerekmektedir.

SORU 7-4/b sigortalıları için iş kazası bildiriminin süresinde yapuılamaması durumunda ne gibi müeyyideler söz konusudur ?
CEVAP 7-Belirtilen sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirimin SGK’ya yapıldığı tarihe kadar sigortalıya SGK’ca yapılan nasraflar ve ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği SGK’ca sigortalının kendisinden tahsil edilmektedir.
SORU 8– Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz çalışanlar için iş kazası bildiriminin esaslari nelerdir ?
CEVAP 8-Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalıların iş kazası geçirmeleri halinde, kendileri veya işverenleri tarafından kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya da en geç üç iş günü içinde, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Ek: 7’sinde yer alan iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesini vermekle yükümlü olanlar tarafından e-sigorta ile SGK’ya bildirilmesi veya doğrudan ya da posta yoluyla ilgili SGK’ya gönderilmesi gerekmektedir.

SORU 9–Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz çalışanlar için iş kazasının süresinde bildirilmemesi halinde hangi müeyyideler uygulanmaktadir ?
CEVAP 9-Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverenden, SGK’ca bu olayla ilgili yapılmış bulunan tedavi giderleri, yol gideri, gündelik, refakatçi giderleri ve diğer harcamalar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödeneği tahsil edilmektedir.

SORU 10- İş kazası vakaları SGK’ya nasıl bildirilmektedir ?
CEVAP 10-İş kazası vakaları işveren veya 4/b sigortalıları tarafından, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Ek:7’sinde yer alan “İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesi”ni e-sigortayla SGK’ya bildirilmesi veya doğrudan ya da posta yoluyla SGK’nın ilgili birimine gönderilmek zorunluluğu bulunmaktadır.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu’na www.sgk.gov.tr adresinden, “E-SGK”/ “Diğer Uygulamalar”/ “Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi” alt menüsünden “Hizmet Akdi İle Çalışanlar” başlığı altındaki “İşveren Bildirim İşlemleri” ekranından ulaşılabilmektedir.
4/b bendi kapsamında sigortalı sayılanların işyeri sicil numarası olmaması nedeniyle elektronik ortamda yapılamayan bildirimler ile elektronik alt yapının olmadığı yerlerde meydana gelen vakalara ilişkin bildirimler kağıt ortamında yapılmaya devam etmektedir.

SORU 11-İş kazalarının soruşturulması nasıl ve kimler tarafindan yapılmaktadır ?
CEVAP 11-SGK’ya bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında öncelikle SGK’nın ilgili ünitesince oluşturulan komsiyonca karar verilmektedir. Ancak, SGK’nın ilgili ünitesince karar verilemeyen, malûliyet veya ölümle neticelenen iş kazaları ile meslek hastalıkları SGK’nın elamanlarınca veya Bakanlık iş müfettişlerince soruşturulur.
Ayrıca, SGK’nın ilgili ünitesi komisyonunca iş kazası olduğuna karar verilen iş kazasında sorumluların tespit oranlarının belirlenmesi için konu SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına intikal ettirilmektedir.

SORU 12-SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca iş kazaları soruşturmaları nasıl yürütülmektedir ?

CEVAP 12-Müfettişe verilen soruşturmalar çerçevesinde, işyerinden ya da 4/b sigortalısından kazanın olduğu tarihten önceki dört aylık işyeri veya sigortalı kayıtları (mali defterler, ücret tediye bordroları, işe giriş ve çıkış bildirgeleri, iş kazası bildirimi vb…) istenmekte ve bunların 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre çekilen tebligatlarla işveren veya sigortalı tarafından 15 gün içinde Müfettişe ibrazı gerekmektedir.

Diğer yandan, 4857 sayılı İş Kanunu ve 2013 yılından sonraki iş kazaları için de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve alt mevzuatı gereğince iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olarak kayıtlar da incelemeye dahil edilmektedir.

SGK Müfettişlerince, gerektiğinde meydana gelen kazayla ilgili olarak işyeri sahibi veya yetkilisi, sigortalı ve diğer tanık beyanlarına başvurabilmektedir.

Yapılan tüm incelemeler sonucunda, SGK Müfettişlerince rapor düzenlemekte ve düzenlenen raporda meydana gelen iş kazasında işveren, sigortalı ve varsa üçüncü kişilerin sorumlulukları “yüzde” olarak belirtilmekte ve belirlenen sorumluluk oranlarına göre SGK tarafından kaza geçiren sigortalıya yapılmış ve yapılacak olan masraflar ilgililerden kusur oranlarına göre tahsil edilmektedir.

SORU 13-SGK tarafından kusurlu ilgililere (işveren-sigortalı-üçüncü kişi) rücu edilen masraflara itiraz hakkı var mıdır ?

CEVAP 13-Vardır. İlgililer kazanın meydana geldiği iş mahkemelerine dava açarak itiraz edebilirler.

Zira, rücu edilen miktarlar yüksek olduğundan özellikle işverenlerin hemen hemen tamamı dava yoluna gitmektedirler.

SORU 14-İş kazası sigortasından sağlanan haklar nelerdir ?
CEVAP 14-İş kazası sigortasından sağlanan haklar;
☺ Sigortalıya geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi,
☺ Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması,
☺ İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması,
☺ Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,
☺ İş kazası sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi,
olarak belirlenmiştir.

SORU 15-İş kazası için geçici iş göremezlik ödeneği hangi şartlarda verilmektedir ?
CEVAP 15-İş kazasında, geçici iş göremezlik ödeneği verilebilmesi için sigortalının hastalık sigortası kolunda olduğu gibi belirli bir süre çalışmış ve prim ödemiş olması şartı aranmamaktadır.
Sigortalı olarak işe başlayan bir işçi işe başladığının birinci günü dahi iş kazasına maruz kalması durumunda sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.
Bu çerçevede, SGK’ca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.

SORU 16-iş kazası geçiren kişiler, sigortalı olarak SGK’ya bildirilmemişse hangi müeyyideler uygulanmaktadır ?
CEVAP 16-4/a sigortalısının çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının SGK’ca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenir. Bu durumda, SGK’ca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, 5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilmektedir.
4/b sigortalılık kapsamında sigortalı olduğu halde belirlenen süre içerisinde bildirimde bulunmayanlara, bildirimde bulunulmayan sürede meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenmemektedir.

SORU 17-İş kazasında üçüncü kişilerin sorumluluğu varsa bunlar için hangi işlemler uygulanmaktadır ?
CEVAP 17-Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü hâlinde hak sahiplerine, bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, SGK’ca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilmektedir.

SORU 18-İş kazasında borcu olan 4/b kapsaminda geçici iş göremezlik ödeneği verilmekte midir ?
CEVAP 18-4/b kapsamında iş kazası veya meslek hastalığı ya da analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenmektedir.
SORU 19-Geçici iş göremezlik ödeneği nasıl hesaplanmaktadır ?
CEVAP 19-İş kazası halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde sigortalının günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisi olarak hesaplanır.
Ödeneğin miktarı için öncelikle son üç aylık kazançlarının ortalaması alınarak günlük kazancı bulunmakta ve hesaplama buna göre yapılmaktadır.
Bir sigortalıda aynı dönem için iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinden birkaçı birleşirse, geçici iş göremezlik ödeneklerinden en yükseği verilmektedir.

SORU 20-Geçici iş göremezlik durumu nedeniyle sigortalıya verilecek istirahat raporu nereden alınmaktadır ?
CEVAP 20-İstirahat raporlarının SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi şarttır. Bu nedenle, SGK ile sözleşmeli sağlık tesislerinin bilinmesi gerekmektedir.

SORU 21-Geçici iş göremezlik ödenekleri için SGK ile sözleşmesi bulunmayan sağlık tesislerinden rapor alınması durumunda hangi işlemler yapılmaktadır ?
CEVAP 21-SGK ile sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi 10 günü geçmeyen raporlar, SGK ile sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu hekimi tarafından, 10 günü aşan raporlar ise SGK ile sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde ancak geçerli sayılmaktadır.
Aksi halde alınan bu şekilde alınan raporlar geçerli sayılmamaktadır.

SORU 22-Geçici iş göremezlik ödenekleri için ayaktan tedavilerde en fazla kaç gün istirahat raporu verilebilmektedir ?
CEVAP 22-Ayaktan tedavilerde sigortalıya tek hekim raporu ile bir defada en çok 10 gün istirahat verilebilmektedir.
İstirahat sonrasında kontrol muayenesi raporda belirtilmiş ise toplam süre 20 günü geçmemek kaydıyla istirahat uzatılabilmektedir.
20 günü aşan istirahat raporları ise sağlık kurulunca verilmektedir.

SORU 23-Geçici iş göremezlik ödenekleri için en fazla ne kadar süreyle rapor verilebilmektedir ?
CEVAP 23-Sağlık kurulunun ilk vereceği istirahat süresi sigortalının tedavi altına alındığı tarihten başlamak üzere altı ayı geçememektedir.
Tedaviye devam edilmesi hâlinde malullük hâlinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği sağlık kurulu raporu ile tespit edilirse bu süre uzatılabilmekte ve buna sağlık kurulunca karar verilmektedir.

SORU 24-Geçici iş göremezlik ödenekleri için işyeri hekimler en fazla ne kadar süreyle rapor verebilmektedir ?
CEVAP 24-Bunun için öncelikle işyeri hekiminin ilgili Bakanlıkça yetkilendirilmiş olması gerekmektedir. Yani işyeri hekiminin SGK’dan yetki belge alması gerekmektedir.
SGK’ca yetki tanınan işyeri hekimi bir kerede en fazla iki gün istirahat raporu verebilmektedir.
SORU 25–Alınan istirahat raporları SGK’ya nasıl gönderilmektedir ?
CEVAP 25- SGK’ca yetkilendirilen tek hekim veya sağlık kurulu tarafından verilecek istirahatler, örneği SGK’ca belirlenen belge ile elektronik ortamda SGK’ya gönderilmektedir. Gönderilen bu belge, işverence de görüntülenebildiğinden, çalışılmadığına dair bildirimin SGK’ya gönderilmesi için yapılan tebligat yerine geçmektedir.
Buna göre SGK’ca yetkilendirilmeyen sağlık tesislerince gönderilen raporların ayrıca onaylanması ve kağıt ortamında SGK’ya ibrazı gerekmektedir.

SORU 26-Geçici iş göremezlik ödenekleri nasıl ödenmektedir ?
CEVAP 26-Geçici iş göremezlik ödeneği, buna ilişkin belge veya bilgilerin Kuruma intikalini takip eden yedi iş günü içinde geçmiş süreler için sigortalıların kendilerine, kanunî temsilcilerine, vekillerine veya sigortalının banka hesap numarasına ya da PTT Bank Şubelerine ödenmesi hususunda SGK yetkilili kılınmıştır. Ancak, 10 günü aşan istirahat sürelerinde ödemeler, asgari on günlük tutar kadar yapılmaktadır.

Geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenmesi esnasında 4/a kapsamındaki sigortalının; bir veya birden fazla işyerinde çalışan sigortalının istirahatli olduğu dönemde işverenleri tarafından işyerlerinde çalışıp çalışmadığı, kazanç hesabına giren döneme ilişkin aylarda, prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler, sağlık hizmet sunucusuna müracaat ettiği/istirahatın başladığı tarih itibarıyla prim ödeme hâlinin devam edip etmediği işveren tarafından SGK’ya elektronik ortamda bildirilir.

Sigortalının, geçici iş göremezlik ödeneği almasına esas istirahat raporu süresi içinde, sigortalılık hâlinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde istirahat süresince geçici iş göremezlik ödeneği ödenmeye devam edilmektedir.
4/b kapsamındaki sigortalılardan istirahat raporlarıyla birlikte, istirahatli olduğu dönemde işyerinde çalışmadığına dair yazılı veya elektronik ortamda beyanı istenmekte, bunların dışında bilgi ve belge istenmemektedir.

SORU 27-Sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanma koşulları nelerdir ?
CEVAP 27-İş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle SGK’ca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden SGK Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az yüzde 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanmaktadır.
Bu nedenle sağlık kurumlarından alınan raporlardaki meslekte kazanma gücü oranlarına göre doğrudan işlem yapılmamakta, bu oranların ayrıca SGK Sağlık Kurulunca onaylanması gerekmektedir. Bu onaylamada, meslekte kazanma gücü kaybının en az yüzde 10 olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

SORU 28–Sürekli iş göremezlik gelirine müracaat için çalışmama şartı aranmakta midir ?
CEVAP 28-Sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması, iş yerini kapatması veya devretmesi şartı aranmamaktadır.

SORU 29-Sürekli iş göremezlik geliri nasıl hesaplanmaktadır ?
CEVAP 29-Sürekli iş göremezlik geliri, kişinin son üç aydaki kazançları dikkate alınarak mesleğinde kazanma gücünün kaybı oranına göre hesaplanmaktadır.
Sürekli tam iş göremezlikte sigortalıya, sigortalının aylık kazancının yüzde 70’i oranında sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır.
Sürekli kısmî iş göremezlikte sigortalıya bağlanacak gelir, tam iş göremezlik geliri gibi hesaplanarak bunun iş göremezlik derecesi oranındaki tutarı kendisine ödenmektedir.
Örneğin, meslekte kazanma gücü kaybı % 40 olan bir sigortalıya “Kazanç X % 40 X % 70” hesaplamasıyla gelir bağlanmaktadır.

SORU 30-İş kazası geçiren kişinin başka birinin sürekli bakımına muhtaç olması durumunda sürekli iş göremezlik gelirinin hesaplanmasında farklılık var mıdır ?
CEVAP 30-Sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise gelir bağlama oranı % 100 olarak uygulanmaktadır.
Dolayısıyla kişiye daha yüksek miktarda gelir bağlanır.
Örneğin, başkasının bakımına muhtaç ve meslekte kazanma gücü kaybı % 55 olarak tespit edilen kişiye, “Kazanç X % 100 X % 55” hesaplamasıyla gelir bağlanmaktadır.

SORU 31-Sürekli iş göremezlik geliri alan bir kişi herhangi bir işte çalışması durumda geliri kesilmekte midir ?
CEVAP 31-Sürekli iş göremezlik geliri alan bir kişinin herhangi işte çalışması durumunda geliri kesilmemektedir.
Sürekli iş göremezlik geliri alan kişi tekrar çalışabilmekte ve bu almakta olduğu geliri de almaya devam etmektedir.

SORU 32-İş kazası geçiren veya iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalıların yakınlarina gelir intikal etmekte midir ?
CEVAP 32-Bu durumlarda bulunan kişilerin ölümü halinde 5510 sayılı Kanuna göre gerekli şartları taşımaları halinde eşine, çocuklarına ve anne-babasına geliri intikal ettirilerek paylaştırılmaktadır.
İntikal eden bu gelire “ölüm geliri” denilmektedir.

SORU 33-İş göremezlik geliri almakta iken ölen her sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanmakta mıdır ?
CEVAP 33-1/10/2008 tarihine kadar sürekli iş göremezlik derecesi yüzde 50’nin üzerinde olanların hak sahiplerine doğrudan, yüzde 50’nin altında olanların hak sahiplerine de “ölümün iş kazasından kaynaklandığı”nın tespiti halinde ancak gelir bağlanmakta idi.
Bu tarihte yürürlüğe giren düzenlemeyle iş göremezlik derecesi yüzde 50’in altında olanlara da herhangi araştırma yapılmadan (daha doğrusu ölümün iş kazasına bağlı olup olmadığına bakılmaksızın) gelir bağlanması imkanı getirilmiştir.

SORU 34-Prim borcu bulunan 4/b sigortalılarına gelir bağlanmakta midir ?
CEVAP 34-4/b kapsamındaki sigortalılara, sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.
Borçlar ödenmeden sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanması mümkün değildir.

SORU 35-Sürekli iş göremezlik geliri sigortalıya ne zaman ödenmeye başlamaktadır ?
CEVAP 35-Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri;
☺ Geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi,
☺Geçici iş göremezlik tespit edilemeden sürekli iş göremezlik durumuna girilmişse, buna ait SGK’ca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporun tarihini,
takip eden aydan başlamaktadır.

SORU 36-Sürekli iş göremezlik geliri sigortalıya devamlı verilmekte midir ?
CEVAP 36-Sürekli iş göremezlik geliri alan kişi için SGK Sağlık Kurulunca belli periyotlarda kontrol muayenesi şerhi konulmuşsa, belirtilen periyotlarda yapılan kontrol muayenesi sonucu sürekli iş göremezlik durumunun kalktığının anlaşılması halinde, geliri yeni durumuna esas tutulan raporun tarihini takip eden ödeme dönemi başından kesilmektedir.
Dolayısıyla, bu gelir her zaman için sürekli niteliğinde değildir.
Ancak, rapor süreklilik niteliği taşımakta ise kontrol muayenesi de söz konusu olmaksızın kişi bu geliri sürekli olarak almaya devam etmektedir.

SORU 37-İş kazası sonucu ölen sigortalılar adına cenaze ödeneği verilmekte midir ?
CEVAP 37-Cenaze ödeneği, iş kazası veya sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalının yalınlarına SGK Yönetim Kurulunca belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden cenaze ödeneği ödenmektedir.
Cenaze ödeneği, sırasıyla sigortalının eşine, yoksa çocuklarına, o da yoksa ana babasına, o da yoksa kardeşlerine verilmektedir.
Cenaze ödeneğinin yukarıda sayılanlara ödenememesi ve sigortalının cenazesinin gerçek veya tüzel kişiler tarafından kaldırılması durumunda, üçüncü fıkrada belirtilen tutarı geçmemek üzere belgelere dayanan masraflar, masrafı yapan gerçek veya tüzel kişilere ödenmektedir.

SORU 38-Cenaze ödeneğini almak için nereye başvuru yapılması gerekmektedir ?
CEVAP 38-Bu ödeneğin alınması için hak sahiplerince ölüm tarihini belirten bir dilekçe ile sosyal güvenlik il/merkezine başvurulması, ölüm tarihi nüfusa işlenmemişse ilgili makamlarca düzenlenen ölüm belgesinin SGK’ya verilmesi gerekmektedir.

SORU 39-İş kazasına ilişkin işlemlerde zamanaşımı nasıl uygulanmaktadır ?
CEVAP 39-İş kazaları sigorta kollarından geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm geliri, ölüm geliri evlenme yardımı, cenaze ödeneği kazanılan haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşmektedir.
Burada zamanaşımı değil hak düşürücü süre işlemekte olup, söz konusu haklar beş yıl içinde istenilmezse, bunların bir daha ödenmesine imkan bulunmamaktadır.

SGK’DAN İŞ KAZASI ve MESLEK HASTALIĞI MAAŞI ALMA ŞARTLARI

İş kazası, iş kazası sonucu Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından maaş alma şartları, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu tarafından belirlenmiştir. İş kazaları ve Meslek Hastalıkları için 5510 sayılı Kanunda SGK tarafından sigortalılara/ölümü halinde hak sahiplerine maaş bağlanması mümkündür.

SGK Sağlık Kurulları tarafından onaylanan Sürekli İş göremezlik Raporları, iş kazası geçiren ya da meslek hastalığına yakalanmış olan sigortalılar için hazırlanan rapordur. İş kazası geçirmiş olan sigortalılar, SGK tarafından yapılan sevkler sonucu tam teşekküllü hastanelerden iş göremezlik oranı %10 ve üzerinde olması halinde  iş göremezlik raporu almaya hak kazanmaktadır. Meslek hastalığına yakalandığı tespit edilen sigortalılar içinde sürekli iş göremezlik raporları düzenlenmektedir. Bunun dışında iş kazası geçiren/meslek hastalığına yakalanan sigortalıların  tedavi masrafları da Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır. İş kazasına/Meslek Hastalığına  yol açan unsurlar,  işveren veya üçüncü kişilerin kusurları sebebiyle meydana gelmiş ise, bu durumda sigortalı/hak sahipleri,  İş Mahkemelerinde açacakları destekten yoksun kalma/maddi ve manevi tazminat davası açabilirler.

SGK’dan İş Kazası /Meslek Hastalığı sonucunda Sürekli İş Göremezlik Geliri (Maaşı) Alma Şartları Nelerdir?

İş Kazası/Meslek Hastalığı sonucunda Sürekli İş Göremezlik   Geliri (maaşı) alma koşulları 5510 sayılı Kanunda  belirlenmiştir. Bu şartların yerine getirilmesi koşulu ile SGK tarafından maaş ödemeleri yapılmaktadır. Şartların uygun olması için güç kaybının devlet hastaneleri/üniversite hastaneleri tarafından tespit edilmesi ve SGK’nın Sağlık Kurulları tarafından onaylanarak iş göremezlik oranının belirlenmesi gerekmektedir.

Sigortalıların/Hak sahiplerinin SGK’ya başvurarak İş kazası/ Meslek hastalığı maaşı almak için aşağıdaki şartları yerine getirmesi gerekmektedir:

Sigortalıların 5510 sayılı Kanununa göre İş kazası geçirmesi ya da Meslek hastalığına yakalanması gerekmektedir.

Sürekli İş Göremezlik Oranının geçirilen iş kazası yada meslek hastalığı sonucu en az %10 olması gerekmektedir.

İş kazası/Meslek hastalığı sonucunda sürekli iş göremezlik aylığı  alabilmek için kişilerin sigortalı şekilde çalışması yeterli değildir.Belirli bir sigortalılık süresi gerekmemektedir.

İş Kazası/Meslek Hastalığı Maaşı(Sürekli İş Göremezlik Geliri) Hesaplaması Nasıl Yapılır?

İş kazası maaş hesaplama işlemleri yaparken, ilk olarak sigortalının geriye doğru üç ay  sigorta primine esas kazancı  hesaplanmaktadır. İş kazası kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilecek olan maaşın hesaplanması için iş gücü kaybı oranı ve sigortalının kusuru  da dikkate alınmaktadır. Bu detaylara göre yapılan hesaplamalardaki son tutarlar ise kişinin aylık kazancının yüzde 70’i olarak hesaplanmaktadır. İş kazası sebebiyle bakıma muhtaç duruma gelmiş olan sigortalılar için bu oran yüzde 100’e çıkabilmektedir.

İş Kazası Maaş Başvurusunda Gereken Belgeler Nelerdir?

İş kazasında maaş başvuru belgeleri eksiksiz olarak teslim edilmelidir. Aksi durumlarda başvuru süresi uzayacaktır. İş kazası ve meslek hastalığı maaşı alma şartları ve gereken belgeler ise:

1-Sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması gerekmez.

2- İş yerini kapatması veya devretmesi şartı aranmaz.

3- Örneği Sosyal Güvenlik Kurumunca hazırlanan tahsis talep dilekçesi ile ilgili Sosyal Güvenlik Merkezine  başvurulması yeterlidir.
4- Tahsis talep dilekçesine, sigortalının bir adet belgelik fotoğrafı eklenir.
5- 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara, sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur. Ancak, gelir başlangıç tarihinde Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile belirlenen, muhasebe kayıtlarından çıkarılacak tutarlar ve tahsil edilmeyecek alacaklara ilişkin miktar ve bu miktarın altında borcu olanların gelirleri gelir başlangıç tarihi itibariyle bağlanarak borçları ilk gelirlerinden kesilerek tahsil edilir.
6- Sürekli iş göremezlik durumunun tespiti için Kurum Sağlık Kuruluna gönderilecek belgeler arasında, varsa ilk işe giriş sağlık raporu, iş kazası ve meslek hastalığı bildirim belgesi, olayın Kanuna göre iş kazası olup olmadığı veya sigortalının meslek hastalığına yakalandığı işyerine ait çalışma şartlarını net olarak belirtir soruşturma raporu ve tutanaklar ile mahkemelerce iş kazası veya meslek hastalığı olduğunun kabul edildiğine dair belgeler, çalışır veya çalışamaz raporu, geçici iş göremezlik ödeneği belgesi, iş kazasından sonra veya meslek hastalığının tedavisi için başvurduğu hastanelerden alınan epikrizler ile tedavisi tamamlanıp bulguları sekel hâlini aldıktan sonra, son durumunu gösterir sağlık kurulu raporu ve dayanağı tüm belgeler bulunur.

Başvurular online olarak ya da bizzat Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yaparak yapılabilmektedir. Meslek hastalığı ya da iş kazası maaşı almak için kişinin durumunun devlet hastaneleri tarafından tespit edilmiş olması gerekmektedir.

Sürekli İş Göremezliğin Çeşitleri

Sürekli iş göremezlik ikiye ayrılır. Bunlar, tam ve kısmi iş göremezliktir. Tam iş göremezlik, sigortalının mesleğinde hiç çalışamaması durumunu anlatır. Bir başka deyişle, tam iş göremez durumundaki sigortalının meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı % 100’dür.

Başvuru süreci hakkında sorgulama yapmak için e-Devlet sistemi üzerinden online olarak bilgilere ulaşmak da mümkündür.

SGK’ya bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında öncelikle SGK’nın ilgili ünitesince karar verilmektedir. Ancak, SGK’nın ilgili ünitesince karar verilemeyen, malûliyet veya ölümle neticelenen iş kazaları ile meslek hastalıkları SGK müfettişleri veya Bakanlık iş müfettişlerince soruşturulur.

4/a (eski SSK’lı) sigortalısının çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının SGK’ca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenir. Bu durumda, SGK’ca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilmektedir.

Sürekli iş göremezlik geliri alan bir kişi herhangi bir işte çalışması durumda geliri kesilmekte midir ?

Sürekli iş göremezlik geliri alan bir kişinin herhangi işte çalışması durumunda geliri kesilmemektedir. Sürekli iş göremezlik geliri alan kişi tekrar çalışabilmekte ve bu almakta olduğu geliri de almaya devam etmektedir.

4/a (eski SSK’lı) sigortalısının çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının SGK’ca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenir. Bu durumda, SGK’ca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilmektedir.

4/a (eski SSK’lı) sigortalısının çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının SGK’ca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri SGK’ca ödenir. Bu durumda, SGK’ca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilmektedir.

4/b (eski Bağ-Kur’lu) kapsamında iş kazası veya meslek hastalığı ya da analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenmektedir.

İş Göremezlik Rapor Parası Nereden Sorgulanır?

İş göremezlik rapor parası sorgulama işlemleri için e-Devlet sistemine giriş yapılması gerekmektedir. Sorgulama yapabilmek için:

llk olarak turkiye.gov.tr adresine giriş yapılması gerekmektedir.

Sisteme giriş yapmak için PTT şubesinden 2 TL karşılığında E-devlet şifresi satın almak mümkündür.

Sisteme giriş yaptıktan sonra sayfanın ortasında bulunan arama kısmına ‘’İş Göremezlik Raporu’’ yazmak gerekmektedir.

Çıkan sayfa üzerinden sorgulama işlemleri kolayca yapılmaktadır.

İş Göremezlik Rapor Parası Almak için Şartlar Nelerdir?

İş göremezlik maaşı şartları SGK tarafından belirlenmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenmiş olan iş kazası ve meslek hastalığı maaşı alma şartları:

TC vatandaşı olmak gerekmektedir.

Reşit olmak (18 yaşını doldurmak) gerekmektedir.

Devlet hastanesinden sağlık raporu almak gerekmektedir.

SGK kapsamında çalışıyor olmak gerekmektedir.

İŞYERİNDE KALP KRİZİ – İŞ KAZASI – İŞVERENİN SORUMLULUĞU

Sosyal Güvenlik Kurumu, iş kazalarını değerlendirmede Mülga  506 sayılı Kanunun uygulandığı dönemde ve 5510 sayılı Kanunun uygulandığı dönemde bu ilkeleri esas alarak karar vermekteyken, Yargıtay konuyla ilgili kararlarını ve Hukuk Genel Kurulunun 2004/21-529 E. 2004/527 K. sayılı kararında; Sigortalının, iş yerinde çalışmakla iken kalp krizi geçirerek ölümü, 506 sayılı Yasanın 11. maddesinde gösterilen “sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada meydana gelme” haline uygun bir olay olduğu gibi, aynı maddenin (b) bendinde yer alan “işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme” haline de uygun olup iş kazası sayılması gerekir. Maddede başkaca bir şart ve kısıtlamaya yer verilmemiş olduğundan yasada olmayan bir kısıtlamanın yorum yoluyla getirilmesine de olanak yoktur.” Şeklindeki kararını dikkate alarak uygulama değişikliğine gitmiştir.

SGK’nın 2016/21 sayılı Genelgesi ile , Sigortalının iş yerinde kalp krizi geçirmesi veya başka bir hastalık nedeniyle ölmesi ya da ruhen veya bedenen hemen veya sonradan engelli hale gelmesi iş kazası olarak kabul edileceğini öngörerek,  iş yerinde meydana gelen kalp krizi vakıalarının yanında diğer hastalıklar nedeniyle ölümü ve engelli hale gelmeyi de iş kazası kapsamında değerlendireceğini belirtmiştir. Genelgede kalp krizinden sonra ucu açık bir ibareyle  “başka bir hastalık”  denilerek, uygulamanın sadece kalp kriziyle sınırlı olmadığı belirtilmekle birlikte hangi hastalıkların hangi durumda iş kazası olarak değerlendirileceği ise açıklanmamıştır.

Öte yandan yüksek Yargının pek çok kararında da, iş yerinde meydana gelen kalp krizi iş kazası sayılmıştır.

Kalp Krizi Geçiren işçi İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminattan işvereni sorumlu tutabilir mi?

İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminattan işverenin sorumlu tutulabilmesi için olayın iş kazası olması yeterli olmayıp, işverenin, iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal gösterdiğinin kanıtlanması gerekmektedir.

Meydana gelen zarardan işverenin sorumlu tutulabilmesi için öncelikle, taraflar arasında bir hizmet akdi ilişkisinin bulunması ve olayın iş kazası olması gerekmektedir. Ancak olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmediğinden, Sosyal Sigortalar Hukuku kapsamında bir iş kazasından işverenin sorumlu olması için, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu kaza meydana gelmiş olmalı, diğer bir deyişle, oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerekmektedir.

işverenin tazminattan sorumlu tutulabilmesi, İş Kanunu’nun ve İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin işyerinde alınmış olup olmadığının saptanması ile mümkün olup, işverenin kusurlu olup olmadığı ve varsa kusur oranının uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edilmesi gerekmektedir.

İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminattan işverenin sorumlu tutulabilmesi için olayın iş kazası olması yeterli olmayıp, işverenin, iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal gösterdiğinin kanıtlanması gerekmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2012/21-1121 E.,  2013/386 K. sayılı  20.03.2013 tarihli kararında,

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI – İŞ KAZASI SONUCU ÖLEN SİGORTALININ İŞYERİNDE ÇALIŞMA ŞARTLARININ KALP KRİZİNİ TETİKLEYİP TETİKLEMEYECEĞİNİN BELİRLENDİĞİ – KUSURUN AĞIRLIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ konusunda,  alınacak raporun, işverenin, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olması nedeniyle, işçilerin hayatı için gerekli tedbirleri alması, gerekli tedbirlerin alınmamasının işverenin kusuru olduğu ve özellikle, somut uyuşmazlık yönünden, kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği, sigortalının bünyevi yatkınlığı ve genel sağlık durumunun bir araya gelerek miyokart infarktüsünün ortaya çıkabileceği ve bu durumun olayın uygun illi kısmi sebebi olabileceğinin gözetildiği; ayrıca işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemeyeceğinin belirlendiği ve bu hususların kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alındığı bir rapor niteliğini taşıması gerektiği hususunu belirtmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2012/21-1121,Karar: 2013/386, Karar Tarihi: 20.03.2013

(2709 S. K. m. 17) (4857 S. K. m. 77) (818 S. K. m. 332, 396, 397) (6098 S. K. m. 417, 512, 513) (6331 S. K. m. 4, 5, 37) (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü m. 2) (YHGK. 18.03.1987 T. 1986/9-722 E. 1986/203 K.) (YHGK 12.02.2014 T. 2013/21-1921 E. 2014/96 K.)

Dava: Taraflar arasındaki <maddi ve manevi tazminat> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Diyarbakır 2. İş Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.11.2010 gün ve 2009/298 E., 2010/817 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 27.09.2011 gün ve 2011/1991 E., 2011/7351 K. sayılı ilamı ile;

<…Dava 17.12.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar süresinde taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacılar murisinin 06.05.1985 tarihinde hat işçisi olarak çalışmaya başladığı, en son elektrik tesisat işletme bakım ustası olarak çalışmakta iken 17.12.2004 tarihinde saat 16.30 sularında işyerinde kalp krize geçirerek koroner arter daralmasına bağlı myokard infarktüsü sonucu öldüğü, Sosyal güvenlik Kurumu tarafından ölüm olayının iş kazası olarak kabul edilmemesi nedeniyle, açılan dava üzerine Ankara 11.İş Mahkemesinin 10.04.2008 gün ve 2006/275E, 2008/219K sayılı ilamıyla sigortalının kalp krizi sonucu ölümü olayının iş kazası olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, tazminat davasında mahkemece kusur incelemesi yapılmadan maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.

İşverenin, tazminattan sorumlu tutulması giderek, tazminat miktarının belirlenmesi; İş Kanununun 77. Maddesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin işyerinde alınmış olup olmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yön ise, başka bir anlatımla, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranının, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edilmesini gerektirmektedir. Oysa mahkemenin murisin kalp krizi sonucu öldüğü gerekçesiyle kusur raporu almadan karar verdiği açık-seçiktir.

Öte yandan olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği, sigortalının bünyevi yatkınlığı ve genel sağlık durumunun bir araya gelerek miyokart enfarktüsünün ortaya çıkabileceği ve bu durumun olayın uygun illi kısmi sebebi olabileceği gözetilerek kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekir.

Yapılacak iş; işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden kusur raporu almak, verilen raporu dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirerek çıkacak sonuca göre karar vermektir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…>

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Taraf vekilleri

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar G. ve diğerleri vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan G.’nün kocası, diğerlerinin babası olan sigortalının, davalıya ait işyerinde işletme şefi olarak görevlendirildiğini, 17.12.2004 tarihinde arazide bulunan hatlardaki arızalar giderilip işyerine geri dönülmesi ve rahatsızlanmasından sonra hastaneye yetiştirildiğinde geçirdiği kalp krizi sonucunda solunumunun ve diğer yaşamsal faaliyetlerinin hastaneye ulaştırılmasından önce durmuş ve böylece ölmüş olduğunun belirlendiği, davalı Kurumca olayın iş kazası olmadığı gerekçesiyle davacıların gelir bağlanması talebinin reddi üzerine açılan davada sigortalının ölümü ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verildiğini, davacıların bu iş kazası sonucu desteklerini yitirmeleri nedeniyle tazminat hakları doğduğunu beyanla maddi tazminat ve birleşen dava dilekçesi ile manevi tazminat taleplerinin kabulünü istemiştir.

Davalı DEDAŞ-Dicle Elektrik Dağıtım AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; zararı doğuran sigorta olayı ile netice arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, oysa sigortalının ölüm nedeni kesin olarak tespit edilemediği gibi ölümün işyerinde meydana gelmediğini, ayrıca yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana geldiği de tespit edilemediğinden işverenin sorumluluğunu gerektirecek koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece, sigortalının ölümü ile sonuçlanan olayın iş kazası sonucu meydana geldiği, olayın meydana gelmesinde davalı veya sigortalının kusuru bulunmadığının kabulü ile davacıların tüm zararı SGK tarafından karşılandığından maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebine ilişkin birleşen davanın ise kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece olayın niteliği ve oluş şekli göz önüne alındığında sigortalı veya davalıya kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerinin maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin davada işverenin kusur durumuna ilişkin olarak rapor alınması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle, davacılardan S. G.’nün yargılama sırasında ergin (reşit) olması nedeniyle daha önce velisi tarafından küçük adına velayeten verilen vekaletnamenin geçerli olup olmadığı; bu bağlamda küçük adına velisi tarafından velayeten verilen vekaletnamenin küçüğün ergin (reşit) olması ile sona erip ermeyeceği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.

Bilindiği üzere, çocuk dava sırasında ergin (reşit) hale gelirse, kanuni mümessilin temsil görevi sona erer ve davaya (ergin olan) çocuk devam eder. Rüştün gerçekleşmesinden sonra kanuni mümessilin yaptığı işlemler (çocuk onay (icazet) vermezse) geçersizdir. Eğer kanuni mümessil, çocuk ergin (reşit) olmadan davayı takip için vekil tayin etmişse, rüşt ile birlikte vekilin görevi sona ermez. Zira, kanuni mümessilin atadığı vekil, zaten çocuk adına (çocuğu temsilen) seçilmiştir (Ejder Yılmaz, Çocuk Hakları Açısından Çocuğun Davada Temsilinin ve İradesinin Önemi, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 11, Özel Sayı, s. 829; Aynı yönde görüş için bkz. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II, 2001, s. 1336, 1337).

Şu hale göre, reşit olmayan çocuğu temsilen düzenlenen vekaletname ile verilen vekalet görevi çocuğun ergin (reşit) olmasıyla sona ermeyeceği gibi, çocuğun ergin (reşit) olmasından sonra yapılan işlemler ancak onun icazeti olmadığı durumda geçersiz hale geleceğinden, somut olayda da küçüğün ergin (reşit) olduktan sonra kendisi adına yapılan işlemlere icazet etmediği yönünde bir irade bildirimi olmadığı gibi, vekalet ilişkisinin sona erme hallerinin düzenlendiği (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 396 ve 397.) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 512 ve 513. maddesindeki vekaletten azil, istifa durumları veya ölüm, iflas veya ehliyetin kaybı halleri de bulunmadığına göre ergin (reşit) çocuk ile vekili arasındaki ilişkinin devam ettiğinin kabulü gerekir.

Kaldı ki, kendisi ergin (reşit) olduktan sonra yapılan işlemlere icazeti olmadığını bildirmemiş olan küçüğün sonraki işlemler için kendi adına düzenlenecek vekaletname ile aynı avukatı ya da bir başka avukatı vekil olarak ataması da olanaklıdır.

Açıklanan nedenlerle, ön sorunun reddi ile işin esasının incelenmesine oyçokluğu ile karar verilmiş; ön sorun bu şekilde aşıldıktan sonra, Hukuk Genel Kurulu’nca işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
İşin esasının incelenmesinde;

Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir.

İşyerinde meydana gelen iş kazaları nedeniyle işverenin hukuki sorumluluğunun niteliği Yargıtay’ın önceki kararlarında da benimsediği görüşe göre, kusura dayanmaktadır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan Türk Hukuk Sistemi uyarınca, özel bir düzenleme söz konusu olmadıkça asıl olan kusur sorumluluğudur. Bu durumda, işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı yoksa işverenin sorumluluğundan söz edilemez.

İlliyet bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında illiyet bağının mevcut olması, zararın eylemin bir neticesi olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın meydana gelmeyeceğinin kesin olarak bilinmesidir. Hiçbir hukuk düzeni mantık yasalarına göre mevcut olmayan illiyeti yaratamaz. Mantık bakımından bu illete sonsuz zincir halinde neticeler bağlanabilir. Hukuki netice olarak zararın tazmin sorumluluğunun kabulü için, bir sebebe illi olarak bağlanan neticeler silsilesinin içinde hangi kesimin gerekli ve yeter olacağını belirlemek yine hukuk düzeninin görevidir (Tandoğan Haluk, Mesuliyet, s.74).

Kusur sorumluluğunda, üç halde illiyet bağı kesilebilir. Bunlar, mücbir neden ile zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusurudur. Öğretide, illiyet bağını kesen nedenlerin bütün sorumluluk halleri için geçerli olduğu vurgulanmaktadır. Kusurlu olmadığı halde işvereni, meydana gelen zarardan sorumlu tutmak adalet ve hakkaniyet duygularını incitir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.3.1987 tarih ve 1986/9-722 Esas, 203 Karar sayılı kararı da aynı doğrultudadır.

Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, iş hukukunda iş kazasından ve meslek hastalığından dolayı açılan sorumluluk davalarının kendine özgü ilke ve kuralları bulunmaktadır. Kazadan dolayı meydana gelen zarardan işverenin sorumlu tutulabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir hizmet akdi ilişkisinin bulunması ve olayın iş kazası olması gerekmektedir. Ancak olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmez. Sosyal Sigortalar Hukuku kapsamında bir iş kazasından işverenin sorumlu olması için, kaza işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu meydana gelmiş olmalıdır. Diğer bir deyişle, oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerekir.

Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve işyeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, işyeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.

Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması işyerlerinde makineleşmenin artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır.

İşveren, gözetme borcu gereği çalıştırdığı işçileri iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır.

2709 sayılı T.C. Anayasası’nın konuya ilişkin <Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı> başlıklı 17. maddesinde:

<Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tâbi tutulamaz> hükmü getirilerek, yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332. maddesinde <İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile işçi ile birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.

İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabii olur.> hükmü düzenlenmiştir.

Ancak, gelişen teknoloji karşısında bu hüküm yetersiz kalmış, nitekim yasa koyucu, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332. maddesinin karşılığı olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin 2. fıkrasını düzenlemiştir.

Anılan fıkrada <İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.> hükmü yer almaktadır.

Bu fıkra ile, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada, işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre <İşveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen, deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür.>

Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun <İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri> kenar başlıklı 77. maddesinin 1. fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre <İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.>

Yine İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2. maddesi <Her işveren, işyerinde işçilerinin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için, bu Tüzükte belirtilen şartları yerine getirmek, araçları noksansız bulundurmak, gerekli olanı yapmakla yükümlüdür.> 4. maddesi ise <…İşverenin, işyerinde, teknik ilerlemelerin getirdiği daha uygun sağlık şartlarını sağlaması;… iş kazalarını önlemek üzere işyerinde alınması ve bulundurulması gerekli tedbir ve araçları ve alınacak diğer iş güvenliği tedbirlerini devamlı surette izlemesi esastır.> düzenlemeleri ile işverenin işyerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili her türlü tedbirleri alması ve izlemesi gerektiğini belirtmektedir.

Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda, işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.

Bu önlemler konusunda işveren, işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer işyerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir.

Nitekim mevzuatta bulunan bir kısım boşluklar bu kez kanun koyucu tarafından 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile doldurulmaya çalışılmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesiyle 4857 sayılı Kanunun 77. ve devamı bir kısım maddeler yürürlükten kaldırılarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemeler getirilmesi amaçlanmıştır.

Buna göre, 6331 sayılı Kanunun <İşverenin Genel Yükümlülüğü> kenar başlıklı 4. maddesinde:

<İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.

d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.> hükmü düzenlenmiştir.

Aynı Yasanın 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre madde de <İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a) Risklerden kaçınmak,

b) Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c) Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e) Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f) Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.> hükmü yer almaktadır.

Bu aşamada, yukarıda açıklanan mevzuatın ışığı altında işverenin iş kazalarındaki hukuki sorumluluğunun da tartışılması gerekmektedir,

Bu noktada, iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle işverenin sorumluluğunun hukuki niteliği konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Öğretideki yazarların bir kısmı, işverenin işçiyi gözetme borcundan kaynaklanan sorumluluğunun, kusur sorumluluğuna dayandığını savunurken, diğer bir kısmı kusursuz sorumluluk esasına dayandığını ileri sürmüşlerdir.

Kusursuz sorumluluk, genellikle olumsuz bir biçimde sorumlu kişinin kusurunu gerektirmeyen bir sorumluluk olarak tanımlanır. Öğreti ve uygulamada, bu tür sorumluluğa objektif sorumluluk, sonuç sorumluluğu veya sebep sorumluluğu da denilmektedir.

19. yüzyılın ortalarına doğru başlayan endüstri devrimiyle ortaya çıkan yeni buluşlar ve makineleşmenin artması, işyerleri ve üretim faaliyetlerinin çoğalması, kişiler arasında ilişkilerin artması, yeni, ağır ve büyük tehlikelerle karşılaşılması karşısında kusura dayanan sorumluluk sistemi yalnız başına zarar görenlere etkili bir koruma sağlamakta yetersiz kaldığından, yasalara kusursuz sorumluluk ya da tehlike esasına dayanan sorumluluk hükümleri konulması zorunluluğu duyulmuştur.

İş kazalarında kusursuz sorumluluğa dayanan çevreler de görüş birliğinde olmadıklarından, kimileri yasa boşluğu olduğunu savunmuş, kimileri de kusursuz sorumluluğu hakkaniyet ilkesi, tehlike ilkesi veya objektif sorumluluk ilkesi esaslarına dayandırmışlardır.

Kusur sorumluluğu ise, sorumluluk hukukunun temeli ve en yaygın şeklidir. Kusur sorumluluğunda, sorumluluğun doğması için zarar, illiyet bağı ve hukuka aykırılık unsurları yanında kusur unsurunun da bulunması gerekir. Kusur unsuru, sorumluluğun kurucu unsurudur. Bu sorumlulukta kusur olmazsa, sorumluluk olmaz kuralı geçerlidir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan Türk Hukuk sisteminde aksine bir düzenleme olmadıkça, işverenin iş yerinde meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle hukuki sorumluluğu, kusura dayanmaktadır.

İşçinin, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meydana gelen zararı nedeniyle işverenin hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş ayrıksı durumlar dışında ilke olarak hizmet (iş) sözleşmesinden doğan işçiyi gözetme borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur.

Zarar, işyeri koşullarından veya işletmeye özgü tehlikeden doğmamış ve araya giren başka bir nedenden meydana gelmişse, bu durumda, işveren zarardan sorumlu tutulmamalıdır. Başka bir anlatımla, işyeri koşullarından doğan tehlike ile zarar arasında uygun illiyet bağı (uygun neden-sonuç bağı) yoksa işverenin sorumluluğu da yoktur.

Yargıtay uygulamalarına göre, kusur sorumluluğunda illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Bu gibi hallerde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

Öğretide ve uygulamada bütün bu tartışmalardan sonra, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332. maddesinin karşılığı olarak düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin 2. fıkrasında <İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü> olacağı belirtilerek, İş Kanunu’nun 77/1. maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi, 3. fıkrasında <İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi> olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüm ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde, sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

İşverenin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesindeki gözetme borcuna ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesindeki genel yükümlülüklerine, 5. maddesindeki risklerden korunma ilkelerine aykırı davranışının, işverenin kusuru olarak sayılması gerekmektedir. Anılan maddelerde işverenin sorumluluğu, sözleşmeden doğan kusura dayanan sorumluluktur.

Sonuç olarak belirtilmelidir ki, meydana gelen zarardan işverenin sorumlu tutulabilmesi için öncelikle, taraflar arasında bir hizmet akdi ilişkisinin bulunması ve olayın iş kazası olması gerekmektedir. Ancak olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmediğinden, Sosyal Sigortalar Hukuku kapsamında bir iş kazasından işverenin sorumlu olması için, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu kaza meydana gelmiş olmalı, diğer bir deyişle, oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerekmektedir.

Görüldüğü üzere, işverenin tazminattan sorumlu tutulabilmesi, İş Kanunu’nun olay tarihinde yürürlükte olan 77. maddesi ile İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin işyerinde alınmış olup olmadığının saptanması ile mümkün olup, işverenin kusurlu olup olmadığı ve varsa kusur oranının uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edilmesi gerekmektedir.

Somut uyuşmazlıkta, davacılardan G.’nün kocası, diğerlerinin babası olan sigortalının işletme şefi olarak görevlendirildiği, 17.12.2004 tarihinde arazideki elektrik hatlarındaki arızaların giderilip, saat 15.00 sıralarında işyerine dönülmesi sırasında, rahatsızlanarak hastaneye götürüldüğünde geçirdiği kalp krizi sonucu hastaneye ulaştırılmasından önce öldüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ölüm olayının iş kazası olarak kabul edilmemesi nedeniyle, açılan dava üzerine Ankara 11. İş Mahkemesinin 10.04.2008 gün ve 2006/275 E., 2008/219 K. sayılı ilamıyla sigortalının kalp krizi sonucu ölümü olayının iş kazası olduğunun tespitine karar verdiği ve kararın onanarak kesinleştiği, diğer bir ifade ile olayın iş kazası olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Yukarıda belirtildiği üzere, iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminattan işverenin sorumlu tutulabilmesi için olayın iş kazası olması yeterli olmayıp, işverenin, iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal gösterdiğinin kanıtlanması gerekmektedir.

İşverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranının, ancak uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit ve kanıtlanması mümkün olup, mahkemece murisin kalp krizi sonucu öldüğü gerekçesiyle kusur raporu alınmadan karar verilmesi isabetsizdir.

Bu nedenle, mahkemece öncelikle; işverenden davacının şahsi sicil dosyasının tümü getirtilerek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada <kalp rahatsızlığı> nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılarak, işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile işverenin eylemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığının değerlendirildiği kusur raporu alınmalıdır.

Belirtilmelidir ki, alınacak raporun: işverenin, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olması nedeniyle, işçilerin hayatı için gerekli tedbirleri alması, gerekli tedbirlerin alınmamasının işverenin kusuru olduğu ve özellikle, somut uyuşmazlık yönünden, kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği, sigortalının bünyevi yatkınlığı ve genel sağlık durumunun bir araya gelerek miyokart infarktüsünün ortaya çıkabileceği ve bu durumun olayın uygun illi kısmi sebebi olabileceğinin gözetildiği; ayrıca işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemeyeceğinin belirlendiği ve bu hususların kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alındığı bir rapor niteliğini taşıması gerekmektedir.

Sonuç olarak, mahkemece, işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle, ölen işçinin işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemeyeceğinin belirlendiği ve iş kazası ile işverenin eylemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığının değerlendirildiği kusur raporu alınarak, dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirerek çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.

Bu nedenlerle, kusur raporu alınmaksızın, olayın niteliği ve oluş şekli göz önüne alındığında sigortalı veya davalıya kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine dair kararda direnilmesi isabetsizdir.

O halde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen <Geçici Madde 3> atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5521 sayılı Kanunun 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Öte yandan, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E:2015/20594 K: 2016/9335 K.T.: 07.06.2016 sayılı kararında da;

“…Davacılar yakınının 11.02.2009 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmesi olayının 5510 Sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında iş kazası olduğu hususu açıktır. Dosyada tartışma konusu olan öncelikli husus yargılama konusu iş kazasında davalıların kusurunun bulunup bulunmadığıdır.Bilindiği üzere iş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında kural olan işverenlerin kusurlu eylemlerinden sorumu tutulmalarıdır. Bu sebeple bu tür davalarda yargılama konusu edilen zararlandırıcı olayın İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulların göz önünde tutularak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. Kuşkusuz ki tarafların kusur durumunu inceleyen bilirkişi heyetinin konusunda ehil iş güvenliği uzmanlarından oluşması gerektiği gibi yine heyeti oluşturanların uzmanlık konularının da olaya uygun meslek gurubundan seçilmesi gerekir.

Somut olaya geldiğimizde Mahkeme “makine mühendisi” iş güvenliği uzmanı olan bilirkişinin 28.1.2015 havale tarihli raporunu gözeterek eldeki davayı neticelendirmiştir. Oysaki yargılama konusu iş kazası oluş şekli bakımından kusur irdelemesinin içerisinde en az bir kardiyolog hekimin bulunduğu bilirkişi heyetine yaptırılması gerektiği açıktır. Zira yukarda belirtildiği üzere davacılar murisinin maruz kaldığı zararlandırıcı olay “kalp krizi” olup makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun tek başına hükme esas alınamayacağı bellidir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Yapılacak iş; içerisinde en az bir kardiyolog hekim bilirkişi de olacak şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyayı tevdi ederek olayı yeniden inceletmek, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 1.350.00TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi” şeklinde karar verilmiştir.

 

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI
1-KAPSAMI
İş sağlığı ve güvenliği düzenleyen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, aşağıda sayılan istisnalar dışında; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanmaktadır.
Bu çerçevede; istisnalar;
• Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri,
• Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri.
• Ev hizmetleri.
• Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar.
• Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan iş yurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri,
olarak belirlenmiştir.

2-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE İŞVERENİN GENEL YÜKÜMLÜLÜĞÜ
• İşveren, işyerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, çalışanların ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla; çalışanları arasından ilgili yönetmeliklerde belirtilen nitelikleri haiz bir veya birden fazla işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı görevlendirir.

• 10 ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri ayrıca diğer sağlık personeli görevlendirir. Gerekli nitelikleri haiz olması halinde tehlike sınıfı ve çalışan sayısını dikkate alarak bu hizmetin yerine getirilmesini kendisi üstlenebilir.

• İşveren, işyerinde gerekli niteliklere sahip personel bulunmaması halinde yükümlülüklerinin tamamını veya bir kısmını, OSGB’lerden hizmet alarak yerine getirebilir.

• İşveren, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda İSGB kurar. Tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerinde, diğer sağlık personeli görevlendirilmesi zorunlu değildir.

• Sürenin hesaplanmasında, çalışanların tabi olduğu kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresi dikkate alınır.

• İşveren;

•• İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili görevlendirilen personelin etkin bir şekilde çalışması amacıyla gerekli kolaylığı sağlamak ve bu hususta planlama ve düzenleme yapmakla,

•• Görevlendirdiği kişi veya OSGB’lerin görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekan ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılamakla,

•• İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetini yürütenler arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamakla,

•• Görevlendirdiği kişi veya hizmet aldığı OSGB’ler tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilen tedbirleri yerine getirmekle,

•• İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personelinin görevlerini yerine getirebilmeleri için, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenen sürelerden az olmamak kaydı ile yeterli çalışma süresini sağlamakla,

•• Çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali yargı kararı ile kesinleşen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanını Genel Müdürlüğe bildirmekle,

•• Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenecek iş sağlığı ve güvenliğini ilgilendiren konularla ilgili bilgileri, İSG KATİP sistemi üzerinden Genel Müdürlüğe bilgi vermekle,

yükümlüdür.

• İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütmek üzere işyerinden personel görevlendirmek veya OSGB’lerden hizmet almak suretiyle bu konudaki yetkilerini devreden işverenin bu hizmetlere ilişkin yükümlülükleri devam eder.

• İşveren işyerinde görev yapan işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli ile hizmet alınan OSGB’lerin İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre geçerli yetki belgesi ile görevlendirilmesinden sorumludur.

• Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından Aile, çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler. Bu fıkraya ilişkin eğitim programları, eğitimin süresi ve eğiticilerin nitelikleri ile görevlendirmeye ilişkin hususlar Bakanlıkça belirlenir.

• İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personelinin görevlendirilmesine ilişkin zorunlu çalışma sürelerinin hesabında; 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamındaki öğrenci statüsünde olan çırak ve stajyerler, toplam çalışan sayısına dahil edilmez.

• İşveren, sektörel düzenleme çerçevesinde maden ve yapı ile diğer sektörlerde öncelikli olarak hangi mesleki unvana sahip iş güvenliği uzmanlarının ve bunların yanında görev yapacak diğer mesleklere sahip iş güvenliği uzmanlarının belirlenmesine dair usul ve esaslar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlendikten sonra sektörel iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olan iş güvenliği uzmanı görevlendirmek zorundadır.

• Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
• İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
• Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
• Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
• Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.
• İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
• Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.
• İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.
İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
•• Risklerden kaçınmak.
•• Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.
•• Risklerle kaynağında mücadele etmek.
•• İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.
•• Teknik gelişmelere uyum sağlamak.
•• Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.
•• Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.
•• Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.
•• Çalışanlara uygun talimatlar vermek.
d) İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı gereği, yükümlü olduğu kayıt ve bildirimleri görevlendirdiği kişi veya hizmet aldığı OSGB ile işbirliği içerisinde yapar.

3-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ
Mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işveren;
• Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve 10 ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması halinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilir. Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olması halinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine getirilmesini kendisi üstlenebilir. Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından Bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler.
• Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekan ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar.
• İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerini yürütenler arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlar.
• Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilen tedbirleri yerine getirir.
• Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel konular hakkında; görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları; iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini, Sağlık Bakanlığına ait döner sermayeli kuruluşlardan doğrudan alabileceği gibi 4734 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde de alabilir.
Tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerinde, diğer sağlık personeli görevlendirilmesi zorunlu değildir.
Görevlendirme süresinin belirlenmesinde 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamındaki öğrenci statüsünde olan çırak ve stajyerler, çalışan sayısının toplamına dahil edilmez.
4-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİNİN DESTEKLENMESİ
İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca aşağıdaki şartlarla destek sağlanabilir:
• Kamu kurum ve kuruluşları hariç 10’dan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri faydalanabilir. Ancak, Cumhurbaşkanı, 10’dan az çalışanı bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilir.
• Giderler, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından kısa vadeli sigorta kolları için toplanan primlerden kaynak aktarılmak suretiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edilir.
• Uygulamada, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları esas alınır.
• 6331 sayılı Kanun ve diğer mevzuat gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde; istihdam ettiği kişilerin sigortalılık bildiriminde bulunmadığı tespit edilen işverenlerden, tespit tarihine kadar yapılan ödemeler yasal faizi ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsil edilir ve bu durumdaki işverenler, sağlanan destekten üç yıl süreyle faydalanamaz.
• Uygulamaya ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, uygulamayı yönlendirmeye ve doğabilecek sorunları çözmeye Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilidir.

5-İŞYERİ HEKİMLERİ VE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARI
• İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yetkileri, görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle kısıtlanamaz. Bu kişiler, görevlerini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki bağımsızlık içerisinde yürütür.
• İşverene iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda rehberlik ve danışmanlık yapmak üzere görevlendirilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, görev aldığı işyerinde göreviyle ilgili mevzuat ve teknik gelişmeleri göz önünde bulundurarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, tedbir ve tavsiyeleri belirler ve işverene yazılı olarak bildirir. Eksiklik ve aksaklıkların düzeltilmesinden, tedbir ve tavsiyelerin yerine getirilmesinden işveren sorumludur. Bildirilen eksiklik ve aksaklıkların acil durdurmayı gerektirmesi veya yangın, patlama, göçme, kimyasal sızıntı ve benzeri acil ve hayati tehlike arz etmesi, meslek hastalığına sebep olabilecek ortamların bulunmasına rağmen işveren tarafından gerekli tedbirlerin alınmaması halinde, bu durum işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanınca, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetleri Bakanlığının yetkili birimine, varsa yetkili sendika temsilcisine, yoksa çalışan temsilcisine bildirilir. Bildirim yapmadığı tespit edilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının belgesi üç ay, tekrarında ise altı ay süreyle askıya alınır. Bu bildirimden dolayı işvereni tarafından işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının iş sözleşmesine son verilemez ve bu kişiler hiçbir şekilde hak kaybına uğratılamaz. Aksi takdirde işveren hakkında bir yıllık sözleşme ücreti tutarından az olmamak üzere tazminata hükmedilir. İşyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklıdır. Açılan davada, kötü niyetle gerçek dışı bildirimde bulunduğu mahkeme kararıyla tespit edilen kişinin belgesi altı ay süreyle askıya alınır.
• Hizmet sunan kuruluşlar ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı, hizmet sundukları işverene karşı sorumludur.
• Çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali tespit edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınır.
• İş güvenliği uzmanlarının görev alabilmeleri için; çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az (B) sınıfı, az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olmaları şartı aranır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, iş güvenliği uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin görevlendirilmesi konusunda sektörel alanda özel düzenleme yapabilir. Sektörel düzenleme çerçevesinde maden ve yapı ile diğer sektörlerde öncelikli olarak hangi mesleki unvana sahip iş güvenliği uzmanlarının görev yapacağının ve bunların yanında görev yapacak diğer mesleklere sahip iş güvenliği uzmanlarının belirlenmesine dair usul ve esaslar, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenir.
• Belirlenen çalışma süresi nedeniyle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda; işveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi kurar. Bu durumda, çalışanların tabi olduğu kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresi dikkate alınır.
6-TEHLİKE SINIFININ BELİRLENMESİ
İşyeri tehlike sınıfları; İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün Başkanlığında ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleri doğrultusunda, Bakanlıkça çıkarılan 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği ile tespit edilmiş olup, işyeri tehlike sınıflarının tespitinde, o işyerinde yapılan asıl iş dikkate alınır.
7-ACİL DURUM PLANLARI, YANGINLA MÜCADELE VE İLK YARDIM
İşveren;
• Çalışma ortamı, kullanılan maddeler, iş ekipmanı ile çevre şartlarını dikkate alarak meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirerek, çalışanları ve çalışma çevresini etkilemesi mümkün ve muhtemel acil durumları belirler ve bunların olumsuz etkilerini önleyici ve sınırlandırıcı tedbirleri alır.
• Acil durumların olumsuz etkilerinden korunmak üzere gerekli ölçüm ve değerlendirmeleri yapar, acil durum planlarını hazırlar.
• Acil durumlarla mücadele için işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin niteliği, çalışan sayısı ile işyerinde bulunan diğer kişileri dikkate alarak; önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda uygun donanıma sahip ve bu konularda eğitimli yeterli sayıda kişiyi görevlendirir, araç ve gereçleri sağlayarak eğitim ve tatbikatları yaptırır ve ekiplerin her zaman hazır bulunmalarını sağlar.
• Özellikle ilk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında, işyeri dışındaki kuruluşlarla irtibatı sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapar.

8-TAHLİYE
Ciddi, yakın ve önlenemeyen tehlikenin meydana gelmesi durumunda işveren;
• Çalışanların işi bırakarak derhal çalışma yerlerinden ayrılıp güvenli bir yere gidebilmeleri için, önceden gerekli düzenlemeleri yapar ve çalışanlara gerekli talimatları verir.
• Durumun devam etmesi hâlinde, zorunluluk olmadıkça, gerekli donanıma sahip ve özel olarak görevlendirilenler dışındaki çalışanlardan işlerine devam etmelerini isteyemez.
İşveren, çalışanların kendileri veya diğer kişilerin güvenliği için ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıkları ve amirine hemen haber veremedikleri durumlarda; istenmeyen sonuçların önlenmesi için, bilgileri ve mevcut teknik donanımları çerçevesinde müdahale edebilmelerine imkan sağlar. Böyle bir durumda çalışanlar, ihmal veya dikkatsiz davranışları olmadıkça yaptıkları müdahaleden dolayı sorumlu tutulamaz.
9-ÇALIŞMAKTAN KAÇINMA HAKKI
• Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhal kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.
• Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi halinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.
• Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider. Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.
• İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.
• 6331 sayılı Kanunun 25’inci maddesine göre işyerinde işin durdurulması halinde, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.
10-İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIKLARININ KAYIT VE BİLDİRİMİ
İşveren;
• Bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler.
• İşyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olayları inceleyerek bunlar ile ilgili raporları düzenler.
• İşveren, aşağıdaki hallerde belirtilen sürede SGK’ya bildirimde bulunur:
•• İş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde.
•• Sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde.
• İşyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları; meslek hastalığı ön tanısı koydukları vakaları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevk eder.
• Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç 10 gün içinde SGK’ya bildirir.
11-SAĞLIK GÖZETİMİ
İşveren;
• Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.
• Aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır:
•• İşe girişler
•• İş değişikliği
•• İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri
•• İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenen düzenli aralıklar
Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.
• 6331 sayılı Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir. Raporlara itirazlar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere yapılır, verilen kararlar kesindir.
• Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır, çalışana yansıtılamaz.
• Sağlık muayenesi yaptırılan çalışanın özel hayatı ve itibarının korunması açısından sağlık bilgileri gizli tutulur.

12-ÇALIŞANLARIN BİLGİLENDİRİLMESİ
• İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi amacıyla işveren, çalışanları ve çalışan temsilcilerini işyerinin özelliklerini de dikkate alarak aşağıdaki konularda bilgilendirir:
•• İşyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu ve önleyici tedbirler.
•• Kendileri ile ilgili yasal hak ve sorumluluklar.
•• İlk yardım, olağan dışı durumlar, afetler ve yangınla mücadele ve tahliye işleri konusunda görevlendirilen kişiler.
• İşveren;
•• Ciddi ve yakın tehlikeye maruz kalan veya kalma riski olan bütün çalışanları, tehlikeler ile bunlardan doğan risklere karşı alınmış ve alınacak tedbirler hakkında derhal bilgilendirir.
•• Başka işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen gerekli bilgileri almalarını sağlamak üzere, söz konusu çalışanların işverenlerine gerekli bilgileri verir.
•• Risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili koruyucu ve önleyici tedbirler, ölçüm, analiz, teknik kontrol, kayıtlar, raporlar ve teftişten elde edilen bilgilere, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin ulaşmasını sağlar.

13-ÇALIŞANLARIN EĞİTİMİ
• İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması halinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.
• Çalışan temsilcileri özel olarak eğitilir.
• Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz.
• İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan önce, söz konusu kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilir. Ayrıca, herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilir.
• Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar işe başlatılamaz.
• Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, iş sağlığı ve güvenliği risklerine karşı çalışana gerekli eğitimin verilmesini sağlar.
• Bu madde kapsamında verilecek eğitimin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılır. Eğitim sürelerinin haftalık çalışma süresinin üzerinde olması hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak değerlendirilir.

14- ÇALIŞANLARIN GÖRÜŞLERİNİN ALINMASI VE KATILIMLARININ SAĞLANMASI
• İşveren, görüş alma ve katılımın sağlanması konusunda, çalışanlara veya iki ve daha fazla çalışan temsilcisinin bulunduğu işyerlerinde varsa işyeri yetkili sendika temsilcilerine yoksa çalışan temsilcilerine aşağıdaki imkanları sağlar:
•• İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda görüşlerinin alınması, teklif getirme hakkının tanınması ve bu konulardaki görüşmelerde yer alma ve katılımlarının sağlanması.
•• Yeni teknolojilerin uygulanması, seçilecek iş ekipmanı, çalışma ortamı ve şartlarının çalışanların sağlık ve güvenliğine etkisi konularında görüşlerinin alınması.
• İşveren, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin aşağıdaki konularda önceden görüşlerinin alınmasını sağlar:
•• İşyerinden görevlendirilecek veya işyeri dışından hizmet alınacak işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer personel ile ilk yardım, yangınla mücadele ve tahliye işleri için kişilerin görevlendirilmesi.
•• Risk değerlendirmesi yapılarak, alınması gereken koruyucu ve önleyici tedbirlerin ve kullanılması gereken koruyucu donanım ve ekipmanın belirlenmesi.
•• Sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve koruyucu hizmetlerin yürütülmesi.
•• Çalışanların bilgilendirilmesi.
•• Çalışanlara verilecek eğitimin planlanması.
• Çalışanların veya çalışan temsilcilerinin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için alınan önlemlerin yetersiz olduğu durumlarda veya teftiş sırasında, yetkili makama başvurmalarından dolayı hakları kısıtlanamaz.

15- İŞVERENİN SAĞLIK VE GÜVENLİK KAYITLARI VE ONAYLI DEFTERE İLİŞKİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

İşveren ilgili mevzuatta belirlenen süreler saklı kalmak kaydıyla;

• İşyerinde yürütülen iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerine ilişkin her türlü kaydı,

• İşten ayrılma tarihinden itibaren en az 15 yıl süreyle çalışanların kişisel sağlık dosyalarını,

saklar.

Çalışanın işyerinden ayrılarak başka bir işyerinde çalışmaya başlaması halinde, yeni işveren çalışanın kişisel sağlık dosyasını yazılı olarak talep eder, önceki işveren dosyanın bir örneğini onaylayarak bir ay içerisinde gönderir.

Onaylı defter işyerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri veya noterce her sayfası mühürlenmek suretiyle onaylanır.
Onaylı defter yapılan tespitlere göre iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ile işveren tarafından birlikte veya ayrı ayrı imzalanır. Onaylı deftere yazılan tespit ve öneriler işverene tebliğ edilmiş sayılır.

Onaylı defterin asıl sureti işveren, diğer suretleri ise iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi tarafından saklanır. Defterin imzalanması ve düzenli tutulmasından işveren sorumludur. Teftişe yetkili iş müfettişlerinin her istediğinde işveren onaylı defteri göstermek zorundadır.

16-ÇALIŞANLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ
• Çalışanlar sağlık ve güvenliklerini etkileyebilecek tehlikeleri iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene bildirerek durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir.

• Çalışanlar ve temsilcileri, işyerinde yürütülecek iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin amaç ve usulleri konusunda haberdar edilir ve elde edilen verilerin kullanılması hakkında bilgilendirilirler.

• Çalışanlar, işyerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamının korunması ve geliştirilmesi için;

•• İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı veya işveren tarafından verilen iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili mevzuata uygun talimatlara uyar.

•• İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirmek üzere işveren tarafından görevlendirilen kişi veya OSGB’lerin yapacağı çalışmalarda işbirliği yapar.

•• İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin çalışmalara, sağlık muayenelerine, bilgilendirme ve eğitim programlarına katılır.

•• Makine, tesisat ve kişisel koruyucu donanımı verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda ve amacına uygun olarak kullanır.

•• Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve ilgili mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapar.

•• İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber verir.

17-ÇALIŞAN TEMSİLCİSİ
• İşveren; işyerinin değişik bölümlerindeki riskler ve çalışan sayılarını göz önünde bulundurarak dengeli dağılıma özen göstermek kaydıyla, çalışanlar arasında yapılacak seçim veya seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla, aşağıda belirtilen sayılarda çalışan temsilcisini görevlendirir:
•• İki ile 50 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde bir.
•• 51 ile 100 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde iki.
•• 101 ile 500 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde üç.
•• 501 ile 1.000 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde dört.
•• 1.001 ile 2.000 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde beş.
•• 2.001 ve üzeri çalışanı bulunan işyerlerinde altı.
• Birden fazla çalışan temsilcisinin bulunması durumunda baş temsilci, çalışan temsilcileri arasında yapılacak seçimle belirlenir.
• Çalışan temsilcileri, tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin azaltılması için, işverene öneride bulunma ve işverenden gerekli tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahiptir.
• Görevlerini yürütmeleri nedeniyle, çalışan temsilcileri ve destek elemanlarının hakları kısıtlanamaz ve görevlerini yerine getirebilmeleri için işveren tarafından gerekli imkânlar sağlanır.
• İşyerinde yetkili sendika bulunması hâlinde, işyeri sendika temsilcileri çalışan temsilcisi olarak da görev yapar.

18-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULU
• 50 ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturur. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kurul kararlarını uygular.
• Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;
•• Asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuş ise, faaliyetlerin yürütülmesi ve kararların uygulanması konusunda iş birliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanır.
•• Asıl işveren tarafından kurul oluşturulmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren, koordinasyonu sağlamak üzere vekaleten yetkili bir temsilci atar.
•• İşyerinde kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren, alt işverenin oluşturduğu kurula iş birliği ve koordinasyonu sağlamak üzere vekaleten yetkili bir temsilci atar.
•• Kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren ve alt işverenin toplam çalışan sayısı 50’den fazla ise, koordinasyonu asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturulur.
• Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun oluşturulması halinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirir.

19-TEFTİŞ, İNCELEME, ARAŞTIRMA, MÜFETTİŞİN YETKİ, YÜKÜMLÜLÜK VE SORUMLULUĞU
6331 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlık İş Müfettişlerince yapılır. Kanun kapsamında yapılacak teftiş ve incelemelerde, 4857 sayılı Kanunun 92, 93, 96, 97 ve 107’nci maddeleri uygulanır.
Bakanlık, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği konularında ölçüm, inceleme ve araştırma yapmaya, bu amaçla numune almaya ve eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde kontrol ve denetim yapmaya yetkilidir. Bu konularda yetkilendirilenler mümkün olduğu kadar işi aksatmamak, işverenin ve işyerinin meslek sırları ile gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmakla yükümlüdür. Kontrol ve denetimin usul ve esasları Bakanlıkça düzenlenir.

20- İŞİN DURDURULMASI
• İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda iş durdurulur.
• İş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili üç İş Müfettişinden oluşan heyet, iş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili İş Müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeleri yaparak, tespit tarihinden itibaren iki gün içerisinde işin durdurulmasına karar verebilir. Ancak tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi halinde; tespiti yapan İş Müfettişi, heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işi durdurur.
• İşin durdurulması kararı, ilgili mülki idare amirine ve işyeri dosyasının bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bir gün içinde gönderilir. İşin durdurulması kararı, mülki idare amiri tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle 24 saat içinde yerine getirilir. Ancak, tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi nedeniyle verilen işin durdurulması kararı, mülki idare amiri tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle aynı gün yerine getirilir.
• İşveren, yerine getirildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde, yetkili iş mahkemesinde işin durdurulması kararına itiraz edebilir. İtiraz, işin durdurulması kararının uygulanmasını etkilemez. Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara bağlar. Mahkeme kararı kesindir.
• İşverenin işin durdurulmasını gerektiren hususların giderildiğini Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yazılı olarak bildirmesi hâlinde, en geç yedi gün içinde işyerinde inceleme yapılarak işverenin talebi sonuçlandırılır.
• İşveren, işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermekle yükümlüdür.
• Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve ihale ile alınan işlerde; teknolojik gelişme, iş gücü kapasitesinin artırılması, üretim metotlarında yenilik gibi bir kısım unsurlar sağlanmadan üretim ve/veya imalat planlarına, iş programlarına aykırı hareket edilerek üretim zorlaması nedeniyle hayati tehlike oluşturacak şekilde çalışma biçimleri, işin durdurulma sebebi sayılır.
• İşyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
21-ÖLÜMLÜ İŞ KAZASI SEBEBİYLE KAMU İHALESİNDEN YASAKLAMA
Ölümlü iş kazası meydana gelen maden işyerlerinde kusuru yargı kararı ile tespit edilen işveren, mahkeme tarafından iki yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 26’ncı maddesinin ikinci fıkrasında sayılanlarla birlikte yasaklanır. Kararın bir örneği işverenin siciline işlenmek üzere Kamu İhale Kurumuna gönderilir ve Kurumun internet sayfasında ilan edilir.

22-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ İDARİ PARA CEZALARI

EYLEM
TUTARI
Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanmaması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmemesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmaların yapılmaması (6331 SK. Mad. 4/1-a)

Her bir eylem için 2.464,6 TL
İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığının izlenmemesi, denetlenmemesi ve uygunsuzlukların giderilmesinin sağlanmaması (6631 SK. Mad.4/1-b)

Her bir eylem için 2.464,6 TL
İş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmemesi (6331 SK. Mad. 6/1)
Görevlendirilmeyen her kişi ve her ay için 1.848,45 TL

Diğer sağlık personelinin görevlendirmemesi
Görevlendirilmeyen her kişi ve her ay için 3.080,75 TL
• Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılanmaması (6331 SK. Mad. 6/1-b)
• İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerini yürütenler arasında iş birliği ve koordinasyonun sağlanmaması (6331 SK. Mad. 6/1-c)
• Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel konular hakkında; görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirilmemesi (6331 SK. Mad. 6/1-d)

Her ihlal için ayrı ayrı 1.848,45 TL
Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilen tedbirlerin yerine getirilmemesi (6331 SK. Mad. 6/1-ç)

Her bir ihlal için 1.232,3 TL
• İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yetkileri, görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle kısıtlanması (6331 SK. Mad. 8/1)
• Belirlenen çalışma süresi nedeniyle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda; işveren, işyerinin sağlık ve güvenlik birimi kurmaması ve 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresinin dikkate alınmaması (6331 SK. Mad. 8/6)

Her bir ihlal için 1.848,45 TL

Risk değerlendirmesi yapılmaması veya yaptırılmaması (6331 SK. Mad. 10/1)

3.969 TL
Aykırılığın devam etmesi durumunda her ay için 5.545,35 TL
İşverenin, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmaması (6331 SK. Mad. 10/4)

1.848,45 TL

Acil durum planlarının yapılması ve uygulanmaması ile tehlike esnasında tahliye yapılmaması (6331 SK. Mad. 11 ve 12)
Her bir için ayrı ayrı ve aykırılığın devam ettiği her ay için 1.232,3 TL
İş kazaları ve meslek hastalıklarıyla ilgili kayıtların tutulmaması, gerekli incelemelerin yapılmaması ve bunlar ile ilgili raporların düzenlenmemesi (6331 SK. Mad. 14/1
Her bir yükümlülük için 1.848,45 TL
İş kazaları bildiriminin SGK’ya süresinde ve hiç yapılmaması (6331 SK. Mad. 14/2)
2.464,6 TL
İşçinin Sağlık gözetimine tutulmaması ve rapor alınmaması (6331 SK. Mad. 15/1-2)
1.232,3 TL
İş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışanın bilgilendirilmemesi (6331 SK. Mad. 16)
Her bir çalışan için ayrı ayrı 1.232,3 TL
İş Sağlığı ve güvenliği konusunda çalışanların eğitime tabi tutulmaması (6331 SK. Mad. 17)
Her bir çalışan için ayrı ayrı 616,15 TL
Çalışanların görüşlerinin alınması ve eğitime katılmalarının sağlanmaması (6331 SK. Mad. 18)
Her bir aykırılık için ayrı ayrı 1.232,3 TL
• Sayıya göre çalışan temsilcisi bulundurulmaması (6331 SK. Mad. 20/1)
• Çalışan temsilcilerinin haklarının kısıtlanması (6331 SK. Mad. 20/4)

1.232,3 TL
Çalışan temsilcisinin görüşlerinin dikkate alınmaması (6331 SK. Mad. 20/3)
1.848,45 TL
Sayıya göre işyerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturulmaması (6331 SK. Mad. 22)
Her bir aykırılık için 2.464,6 TL
Birden fazla işvereni olan işlerde iş sağlığı ve güvenliği kurulunun koordinasyonunun sağlanmaması
Her bir işverene 1.848,45 TL
iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda ölçüm, inceleme ve araştırma yapılmasına, numune alınmasına veya eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin kontrol ve denetiminin yapılmasına engel olunması (6331 SK. Mad. 24/2)

6.161,5 TL
İşin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerinin ödenmemesi veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi (6331 SK. Mad. 25)
1.232,3 TL
Aykırılığın devamı için her ay 1.232,3 TL
Büyük kaza önleme politika belgesi hazırlanmaması (6331 SK. Mad. 29)

61.615 TL
Güvenlik raporunu hazırlayıp Bakanlığın değerlendirmesine sunmadan işyerinin faaliyete geçmesi, işletilmesine Bakanlıkça izin verilmeyen işyerini açan veya durdurulan işyerinde faaliyete devam edilmesi (6331 SK. Mad. 29)

98.504 TL
Yönetmeliklerde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi işverene (6331 SK. Mad. 30)
Uyulmayan her hüküm için tespit edildiği tarihten itibaren aylık olarak
Çalışanlarına, standartlara uygun ve CE işaretli kişisel koruyucu donanım temin edilmemesi
Çalışan başına
616,15 TL
Yer altı maden işletmelerinde çalışanların bulundukları yeri ve giriş çıkışlarını gösteren takip sisteminin kurulmaması
Çalışan başına
616,15 TL
• 6331 sayılı Kanunda belirtilen idari para cezaları, 14’üncü maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere uygulanacak idari para cezaları hariç gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve İş Kurumu il müdürünce verilir. 14’üncü maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenler için uygulanan idari para cezaları hariç tahsil edilen idari para cezaları genel bütçeye gelir kaydedilir. 14’üncü maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere uygulanacak idari para cezaları ise doğrudan SGK’ca verilir. SGK’ca tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanunun 102’nci maddesi hükümleri uygulanır. Verilen diğer idari para cezaları tebliğinden itibaren 30 gün içinde ödenir. İdari para cezaları tüzel kişiliği bulunmayan kamu kurum ve kuruluşları adına da düzenlenebilir.

• İdari para cezaları;
-10’dan az çalışanı bulunan işyerlerinden; “Az Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için aynı miktarda, “Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için yüzde 25 oranında artırılarak ve “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için yüzde 50 oranında artırılarak,
-10 ila 49 çalışanı bulunan işyerlerinden; “Az Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için aynı miktarda, “Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için yüzde 50 oranında artırılarak, “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için yüzde 100 oranında artırılarak,
-50 ve daha fazla çalışanı bulunan işyerlerinden; “Az Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için yüzde 50 oranında artırılarak, “Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için yüzde 100 oranında artırılarak ve “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alanlar için yüzde iki yüz oranında artırılarak,
uygulanır.

• İşin durdurulması halinde, durdurmaya sebep olan fiilden dolayı ilgili idari para cezası uygulanmaz.

• Çalışan sayısıyla çarpılarak verilen idari para cezalarında tehlike sınıflarına göre artırım hükümleri uygulanmaz.

23-6331 SAYILI KANUNUN YÜRÜRLÜK MADDELERİ
6331 sayılı Kanun maddelerinin tamamı aynı anda yürürlüğe girmemiş olup;
• 6 ve 7’nci maddeleri kapsamında;
•• Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve “Az Tehlikeli” sınıfta olanlar için 1/7/2020 tarihinde,
•• 50’den az çalışanı olan “Tehlikeli” ve “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri için 1/1/2014 tarihinde,
•• Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra,
• Kanunun;
•• “Tehlike sınıfının belirlenmesi” başlıklı “MADDE 9 – (1) İşyeri tehlike sınıfları; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 83 üncü maddesine göre belirlenen kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi de dikkate alınarak, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün Başkanlığında ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleri doğrultusunda, Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile tespit edilir. (2) İşyeri tehlike sınıflarının tespitinde, o işyerinde yapılan asıl iş dikkate alınır”.
•• “Belgelendirme, ihtar ve iptaller” başlıklı MADDE 31 – (1) İş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunan, ölçüm ve analizleri yapan kişi, kurum, kuruluşlar ve eğitim kurumları ile ilgili olarak yetkilendirme ve belgelendirme bedelleri, bu kişi ve kurumlara getirilen kuralların ihlali hâlinde hafif, orta ve ağır ihtar olarak kayda alınması ile yetki belgelerinin geçerliliğinin doğrudan veya ihtar puanları esas alınarak askıya alınması ve iptaline dair usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir”.

•• MADDE 33 – “13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait bölümünde yer alan “Baş İş Müfettişi” unvanlı kadrolar “İş Başmüfettişi” olarak değiştirilmiştir”,
•• MADDE 34-“Ekli (I), (II) ve (III) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait bölümüne eklenmiş, ekli (IV) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmıştır”,
•• “İş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü” başlıklı GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Bu Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 38 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan yürürlük tarihine kadar (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi; tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 38 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan yürürlük tarihine kadar (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi kaydıyla yerine getirilmiş sayılır. (2) Bakanlık, usul ve esaslarını belirlemek kaydıyla, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlara, Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmiş olan prim gün sayısı ile sahip oldukları belge sınıfı gibi hususları dikkate alarak üst sınıflardaki iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilmeleri için fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmak şartıyla en fazla iki sınav hakkı verilmesine dair gerekli düzenlemeyi yapmaya yetkilidir. (3) İkinci fıkraya göre iş güvenliği uzmanlığı belge yükseltme sınavlarında başarılı olup belge almaya hak kazananların hakları saklıdır”,
•• “Mevcut sertifika ve belgeler ile ihtar puanları” başlıklı GEÇİCİ MADDE 5 – “(1) Bu Kanunun yayımı tarihinden önce Bakanlıkça verilen işyeri hekimliği, iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hemşiresi sertifikası veya belgesi ile Türk Tabipleri Birliği tarafından verilen işyeri hekimliği sertifikası sahiplerinden belgeleri geçersiz sayılanlar, mevcut belge veya sertifikalarını bu Kanunun yayımından itibaren bir yıl içinde Bakanlıkça düzenlenecek belge ile değiştirmeleri şartıyla bu Kanunla verilen bütün hak ve yetkileri kullanabilirler. Aynı tarihten önce eğitim kurumlarınca verilen işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitimlerini tamamlayanlardan eğitimleri geçersiz sayılanlar ilgili mevzuata göre sınava girmeye hak kazanırlar. Hak sahipliğinin tespitinde Bakanlık kayıtları esas alınır. (2) Bu Kanunun yayımı tarihinden önce haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan eğitim kurumu ve ortak sağlık ve güvenlik birimlerine uygulanan ihtar puanları, kayıtlarda yer alan haliyle yeni yapılacak düzenlemeye aktarılır.
•• “İşyeri hekimliği yapan kurum tabiplerine yapılan ücret ödemeleri” başlıklı GEÇİCİ MADDE 6 – (1) Kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelerde gerçekleştirilmiş olan işyeri hekimliği ücreti ödemeleri nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır, bu ödemeler geriye tahsil ve tazmin konusu edilemez”,
•• “İşyeri hekimliği yapan kurum tabiplerine yapılan ücret ödemeleri” başlıklı GEÇİCİ MADDE 7 – (1) Bu Kanunun yayımı tarihinde Baş İş Müfettişi kadrolarında bulunanlar, hiçbir işleme gerek kalmaksızın İş Başmüfettişi kadrolarına atanmış sayılır,
•• “İşyeri hekimliği yapan kurum tabiplerine yapılan ücret ödemeleri” GEÇİCİ MADDE 8 – “(1) Bu Kanunun yayımlandığı tarihte İş Sağlığı ve Güvenliği Merkez Müdürlüğünde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Enstitü Müdürü ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Enstitü Müdür Yardımcısı unvanlı kadrolarda bulunanların görevleri, bu Kanunun yayımlandığı tarihte sona erer ve bunlar en geç bir ay içinde derece ve kademelerine uygun diğer kadrolara atanır. Bunlar, yeni bir kadroya atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali haklarını almaya devam eder. Söz konusu personelin atandıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti ve ek ders ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti ve ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir. (2) Bu Kanuna ekli listelerde ihdas edilen kadrolardan boş bulunan 20 İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı, 100 İş Sağlığı ve Güvenliği Uzman Yardımcısı, 40 Memur, 40 Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni ve 10 Mühendis kadrosuna, 21/12/2011 tarihli ve 6260 sayılı 2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanundaki sınırlamalara tabi olmadan 2012 yılı içinde atama yapılabilir”,
yayımı tarihinde,
• Diğer maddeleri yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra,
yürürlüğe girer.

24-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİYLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

YÖNETMELİK ADI
RESMİ GAZETE TARİH-SAYISI
İş Sağlığı ve Güvenlik İşaret Yönetmeliği
11/9/2013-28762
İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik

20/7/2013-28713
İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik
18/6/2013-28681
Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

15/5/2013-28648
İş Sağlığı Ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği

26/12/2012-28509
İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik

29/12/2012-28512
İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği
29/12/2012-28512
İş Sağlığı Ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
29/12/2012-28512
İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik
18/1/2013-28532
Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik

25/1/2013-28539
Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği
5/2/2013-28550
İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik
30/3/2013-28603
İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği

25/4/2013-28628
Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik

30/4/2013-28633
Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik
2/7/2013-28695
Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik

13/7/2013-28706
Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik

16/7/2013-28709
İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık Ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik

17/7/2013-28710
Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik

24/7/2013-28717
Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği
24/7/2013-28717
Çalışanların Gürültü İle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik

28/7/2013-28721
Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik

12/8/2013-28733
Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik

15/6/2013-28678
Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik

6/8/2013-28730
Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik

16/8/2013-28737
İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz Laboratuvarları Hakkında Yönetmelik

24/1/2017-29958
Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik

16/4/2013-28620
Çalışanların Titreşimle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik

22/8/2013-28743
Geçici veya Belirli Süreli İşlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında Yönetmelik

23/8/2013-28744
Tozla Mücadele Yönetmeliği
5/11/2013-28812
İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik

24/12/2013-28861
Askeri İşyerleri İle Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerlerinin Denetimi, Teftişi ve Bu İşyerlerinde İşin Durdurulması Hakkında Yönetmelik

6/8/2013-28737
Balıkçı Gemilerinde Yapılan Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik

20/8/2013-28741
Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği
5/10/2013-28786

25-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİYLE İLGİLİ TEBLİĞLER

TEBLİĞ ADI
RESMİ GAZETE TARİH-SAYISI
İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Çalışan Temsilcisinin Nitelikleri ve Seçilme Usul Ve Esaslarına İlişkin Tebliğ

29/8/2013-28750
İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ

3/5/2014-28989
Kişisel Koruyucu Donanımların Kategorizasyon Rehberine Dair Tebliğ

11/3/2012-28230
Büyük Endüstriyel Kazalarla İlgili Hazırlanacak
Güvenlik Raporu Tebliği

24/1/2015-29246

11654

(4) İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.
(5) Bu Kanunun 25 inci maddesine göre işyerinde işin durdurulması hâlinde, bu madde hükümleri uygulanmaz.